|
BARIŞ'TAN NE BEKLİYORUZ?
Çocuklarımız öğretmenleri tarafından
anlaşılmadıklarından şikayetçiler.
Etiketlendiklerini söylüyorlar.
Oğlum Barış bir Anadolu Lisesi 3. sınıfta
öğrenci. Gürültü yapmasa bile bir şey olduğunda
öğretmenlerin kendisinin yaptığını söylediklerini
belirtti.
16 yaşlarındaki çocuklar zaman zaman ilgiyi
çekebilmek için dikkat dağıtıcı şeyler yapabilirler.
Yapmalılar demiyorum, yapabilirler diyorum.
Öğretmenin görevi ise önce anlayışlı olmak, anlamaya
çalışmak ve rahatsız edici durumu ortadan
kaldırmaktır.
Barış, öğretmenler odasında öğretmenlerin
kendileri için sürekli konuştuklarını düşünüyor.
Doğru olmayabilir ancak öyle düşünüyor. Bizde ona
kendi annesinin öğretmen olduğunu, öğretmeninde
insan olduğunu, mükemmel olmadığını, onunda kendine
özgü sorunlarının olabileceğini, teneffüslerde
nöbetçi değiller ise elbette öğretmenler odasına
gideceklerini, ama işlerinin güçlerinin öğrencilerle
ilgili konuşmak olmadığını söyledik.
Kendisinden ille Türkiye derecesi
beklemediğimizi ama 1,5 yol gibi bir süre varken
çalışması gerektiğini, kendi meslek seçiminin önemli
olduğunu belirttik. Arkadaşlarının iyi çocuklar
olduklarını, saygı duyduğumu söyledik. Ceylanın
yaşamda kalabilmesi için en hızlı koşan aslandan
hızlı koşması gerektiğini, aslanın ise en yavaş
koşan ceylandan hızlı koşması gerektiğini söyleyen
“ormandaki ceylan-aslan öyküsünü anlattım.
Bir de ormanda gezintiye çıkan ve yollarını
kaybeden ve korkmaya başlayan iki gencin öyküsünü
anlattım. Gençlerden biri spor ayakkabısını giyerken
diğeri alay etmiş “ne yani spor ayakkabısı
giyiyorsun diye aslandan daha hızlı mı koşacaksın?”
demiş. Spor ayakkabısını giyen ise “benim aslandan
hızlı koşmam gerekmiyor dostum, senden hızlı koşmam
gerekiyor”
Çocukların anneleri babaları olarak da
görevimiz bir dershaneye yazdırmakla, “Hadi çalış,
hadi çalış” demekle bitmiyor. Önce ve her zaman
çocuğumuzla iletişim kanallarını açık tutmalıyız.
Çocuğumuza güvenebilmeli, onunda bize güven
duymasını sağlamalıyız.
Ruh sağlığını yitirmiş çocuğun adresine
gelen hiçbir “üniversite kazandı” belgesi kendisiyle
barışık, erdemli, kendine ve doğadaki canlı-cansız
bütün varlıklara saygılı bir çocuğun içten
gülümsemesinden daha önemli değildir.
Ali
Ulusoy 30.09.2007
|