|
BOLU'DAN TUĞBA ARKADAŞA
19
Nisan 2001 Perşembe bizim için seminerler dizisinin
ilk başlangıcı olan Abant İzzet Baysal
Üniversitesindeki seminerimizden sonra gelen bir
mail ve yanıtım;
Merhaba Ali Bey,
Ben Tuğba Kocaispir. Abant İzzet Baysal
Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 3. sınıf
öğrencisiyim.
Sizi öncelikle bugünkü programınızdan ötürü
tebrik ederim. Bana ne kadar faydasının olduğu size
yazmamdan belli oluyordur herhalde. Özgüvenini
kazanamamış bir insanımdır. Bu sertifikanın hakkını
vereyim diye hemen yazdım size.
Esprili konuşmalarınız, yaptığınız
taklitlerle gülmeyi unutmuş yüzlerimizi güldürdünüz.
Şiirlerinizle içimizi coşkuyla doldurdunuz. Depremle
ilgili şiirinizle ise göz yaşlarım sel olup aktı.
Çünkü 12 kasım depremini yaşamıştım. Sanırım bu
yüzden çok etkilendim. Bugün epeyce not aldım.
Onları günlüğüme geçirirken bir kez daha
konferanstaydım. Böyle programlar keşke her zaman
yapılsa.
Ben üniversiteyi 6 yıldan sonra kazandım.
Çok istiyordum ama bir türlü başaramıyordum. Sonunda
ukala bir hanım beni küçümseyince okumayı daha çok
istedim ve başardım. Bana demişti ki: “Benim kızım
Fen Lisesi mezunu o kazanır ancak senin kazanman
mucize olur. Çünkü bu kadar ara vermişsin.” Bende
azmettim ve kazandım.
Kazandım, isteğim gerçekleşti demekle
yetinmek istemiyorum. Daha çok şey kazanmak
istiyorum. Bir şeyler ama ne olduğuna karar
veremedim henüz.
Yükselmek istiyorum ama basit insanların
küçümsemeleri için değil. Kendimi seviyorum ve daha
iyilere layık olduğum için. Kendimi sevdiğimin
farkına bugün sizi dinleyince karar verdim.
Belki yazımı saçma bulacak, bana
güleceksiniz. Cevap vermeyebilirsiniz de. Eğer arada
bir beni uyarır ve bugünkü gibi çalışma isteği
duyurursanız çok şeyler başarabilirim.
Not: Benimde zihin engelli bir kardeşim
var. Oğlunuzun sınav sonucundan sonra konuşmanıza
çok ağladım. Ben kardeşim için hiçbir şey
yapamıyorum. Ne mutlu size oğlunuza yardım
ediyorsunuz.
Saygılarımla.
Tuğba Kocaispir.
TUĞBA'YA YANITIM:
Sevgili Tuğba Arkadaş,
19 Nisan 2001 Perşembe günü seminerimizden sonra
kaleme aldığın mektubun için çok teşekkür ederim.
Sevindiğimi, duygulandığımı sana ifade etmek
isterim.
Seminerdeki paylaşımlarımız üzerine
yazdıkların için teşekkür ederim. Bir konuşmanın
başarısı sadece konuşmacıya ait değil, dinleyiciye
yani katılımcılara da aittir.
Benzeri programların tekrar
gerçekleştirilmesini bende isterim. Tabi bu siz
arkadaşlarımızın taleplerine bağlıdır. Her zaman
hazırız!
Depremi yaşamış biri olarak depremle ilgili
şiirden etkilendiğini, “göz yaşlarının sel olup
aktığını…” yazmışsın. Sana büyük geçmiş olsun
diyorum.
6 yıl sonra azmederek üniversiteyi kazanmış
olman ne güzel. Her zaman yeni bir başlangıç
yapabilmen gerek. Yaşam çok kolay değil, bu doğru.
Ancak senin gibi yılmamak, kafaya koymak ve başarmak
gerek. Sen de bir başarı öyküsüsün.
Seninde belirttiğin gibi her an kendimizi
yenilemek, geliştirmek zorundayız.
Zihinsel engelli kardeşin konusuna gelince…
kardeşin için hiçbir şey yazamadığını yazmışsın. Ona
dokunman, ona sevdiğini ifade etmen, bazen
sözcüklerle bazen de gülücüklerle… az şey midir?
Mektubunuzu ne hakla saçma bulacağım ve n
hakla güleceğim? Onur duydum, bana yaşama sevinci
verdiniz. Yaptığım işin ne kadar anlamlı olduğunu,
iyi yaptığımı gösterdiniz. Herkesin birbirinden
öğreneceği çok şey var, ben de senden ve diğer
arkadaşlarından çok şey öğrendim.
En az 10 kez seni verdiğin cep telefonundan
aradım. Ancak ne yazık ki kapalıydı, ulaşamadım.
Her zaman yanınızdayım, her zaman
sizinleyim. Sizde ne zaman isterseniz
arayabilirsiniz. Telefonlarımız var. Cep telefonumda
05334401704
KANATLARINIZI HİÇ SAKLAMAYIN… HEP KULLANIN!
SENİ VE ARKADAŞLARINI ÇOK SEVİYORUM.
SAYGILARIMLA
ALİ ULUSOY
NOT: SİZİ FARKETTİM… ORTALARDA İDİNİZ
SALONUN SAĞINDA, BENİM SOLUMA DOĞRU :)
Ali ULUSOY, 2001
|