ANA SAYFA

DÜŞÜNCE ATÖLYESİ
 

 


 

 

 

 

 

     
     
     
     
     
     
 

YORUM DEFTERİ

YORUMLARINIZI, ÖNERİLERİNİZİ
BEKLİYORUZ..

 
     
     
     
     
 

ERYAMAN OTOBÜSÜNDE GÜNDÜZ DÜŞLERİ...


Eryaman’dan sabah bineriz otobüslere... Saçlarını taramayı unutmuş bir kız ilişiverir gözümüze, gömleğinin üst düğmesi açık kalmış bir delikanlı, uykusunu yenememiş hamile bir bayan, hastanedeki randevusuna yetişecek bir amca, bir de “Sağlı sollu ilerleyelim beyler!” muavin gider Ankara’ya doğru. Şoför kendisine “Günaydın” diyen bir iki kişinin yanlışlıkla söylediğini sanır, değildir oysa...

Yirmi dört kilometre gidilir hep birlikte... Oturanlar kitaplarını okur, gazetelerine bakar, ben de otobüse ilişkin düşler kurarım.


Şimdi biri çıksa da, bir şiir okusa derim, ondan sonra bir genç kız Sezen Aksu’dan bir şarkı söylese, arkadan bir amca bilmece sorsa, teyzelerimden bir tanesi de genç kızlığından kalma bir türküyle eşlik etse kalabalığın heyecanına...

Bilirim ben de bilirim kolay olmadığını. Ama neden olmasın diye sorarım kendi kendime. Acaba ilk şiiri ben mi okusam. Deli diyecekler diye mi çekiniriz. Deseler ne olur sanki... Birbirimize hınçla bakacağımıza birlikte yolculuk ettiğimiz onlarca kişiyle bir dostluk kapısını aralayabilsek. Sesten rahatsız olanlar olabilir değil mi, haklısınız. O halde şimdilik Eryaman’dan Ankara yönüne giden 8.30 otobüsü ile Ankara’dan Eryaman’a giden 18.30 otobüsünü sanat otobüsüne dönüştürsek. Bilsek ki o otobüslerde şiir var, türkü var, şarkı var, bilmece var, fıkralar var... İsteyen eskisi gibi eski tür yolculuğuna devam etsin, ama biz farklı bir şekilde yolculuk etmeyi denemek istiyoruz. En azından ben şimdi böyle düşünüyorum. Benim düşüncemi saçma bulanlar olabilir ama bakarsın beğenenler de olabilir. Ne dersiniz?

“Eğer birisi onu düşünmeseydi, başka birisi onun yapılabileceğine inanmasaydı, başka biri de yapmasaydı dünyada göklere değecek hiçbir şey olmazdı” diyor Cettering. Her sabahı ya da her akşamı bir şölene dönüştürmek de elimizde, offlamalarla, pofflamalarla geçirmek de elimizde.

Eryaman’da gerçekten çok güzel şeyler oluyor. Gençlik Merkezinde düzenlenen kursların gerçekten değerini bilmeliyiz. 15 Haziran 2003 Pazar günü düzenlenen yıl sonu gösterisinde ne kadar güzel faaliyetler yapıldığını bir kez daha görme şansına sahip oldum. Biz merkezimize sahip çıkmazsak kim çıkacak? Şikayet etmekten vazgeçtiğimiz zaman birbirimizi ve Eryaman’ımızı daha bir seveceğiz. Herkes kendindeki güzellikleri çekinmeden başkasıyla paylaşabildiği zaman, başkalarından da alabileceği ne çok şey olduğunu anlayabilecektir.

Haydi Eryaman’ın güzel insanları güzelliklerinizi saklamaktan vazgeçin. Eryaman’da kürsüler seminer verecekleri arıyor, söyleşi yapacakları, korolar koristleri, duvarlar el emeklerimizi bekliyor... Katılımcılığımızla yaşamımızı güzelleştirebiliriz. Herkesin içinde bir güzellik saklıdır, saklamayın ne olur.. Eryaman’ı bir üniversiteye dönüştürebiliriz. Yaşlılardan, gençlerden, çocuklardan, bebeklerden, annelerden, babalardan, işlilerden, işsizlerden, öğretmenlerden, öğrencilerden öğrenecek çok şey var.

Eryamanda oturmak, Eryamanlı olmak ayrıcalıktır biliyorum. Şehre uzak gibi görünen yolumuzu güzelleştirmeye ne dersiniz.. Benim şiirim hazır. Ya sizin şarkılarınız, türküleriniz, bilmeceleriniz, fıkralarınız. Haydi sıra sizde!

Av. Ali Ulusoy, 02.07.2003

aliulusoy@happykids.com.tr

Eryaman Bülteni'nde yayınlanmıştır.