|
YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ
YERE…
Esin “Yüreğinin götürdüğü yere git”
demiştim ya, gitme istersen. Susanna Tamaro’nun
romanının adı bu biliyorsun. Bilmiyorsan da ağabeyin
olarak söyledim sana öğrendin.
Sanatla ilgilisin ve bu konuda bir
şeyler yapmak istiyorsun. Yazmak çizmek ve bir
enstrüman çalmak… Ritimlerle ve ezgilerle
yoğunlaşmak ve kendini sanat yoluyla ifade etmek
istiyorsun. Geçerli bir meslek olduğu için ailen
senin mühendis olmanı istiyor. Bu yüzden de belki
isteyerek, belki istemeden mühendis olmak için
fakültede öğrenim görüyorsun. Mühendislik, ölçmek
demektir, hesaplamak, problem çözmek… Problem çözmek
için de problemi tanımlamak elde olanları bilmek ve
sorunun yanıtını bulmak üzere zihin yormak…
Eskiden işler daha kolaydı. Şimdi
mühendis olsan da iş hemen hazır değil. Büyük
çoğunluk kendine kamuda bir işe girmeyi kendine
hedef olarak koyuyor. Kız babalarının tercihi,
devlet güvencesinde olan bir damattan yana. “Ne
doktorlar, ne mühendisler, ne avukatlar istedi
vermedim…” derdi kız anaları. Bunlar muteber
mesleklerdi demek ki, hala da öyle. Artık sınırları
bilinen, neler yaptığı yapacağı ve yapabileceği
konusunda bilgi sahibi olunan meslekler.
Sende mühendis olmak üzere okuyorsun.
İşte bir iki yıl içinde kimsenin senden geri
alamayacağı mühendis ünvanını alacaksın.
Üniversite sınavı kolay kazanılmıyor
biliyorsun. Sende sınava giren beş öğrenciden bir
yüksek öğrenim kurumuna yerleştirilen bir öğrenciden
birisin.
İnsan başladığı işi bitirmeli…
Mühendisliği tercih listende tercih ettiğin için iki
yıldır eğitim alıyorsun. Emek verdin, zaman
harcadın. Emeklerin zayi olmaması gerekir.
İnsan hangi meslekte olursa olsun
sanatın bir dalı ile ilgilenebilir, ilgilenmelidir
de. Çok büyük yeteneğin var ve bu ortaya çıkmışsa bu
alanda olmak için elinden geleni yapmalıdır.
Mühendislik yerine
konservatuarda müzik eğitimi almayı tercih
etmediğine göre…
Seni çok büyük bir ateşle yakan bir sevdan olsaydı
zaten ne pahasına olursa olsun mühendislik yerine o
sanat dalıyla ilgilenmeyi seçerdin.
Demek ki yakıcı bir ateşle değildi senin
sanata karşı duyduğun. Ama yine de sanatla
ilgilenebilir kendini mühendislik alanında olduğu
kadar yaşamın diğer alanlarında da
geliştirebilirsin, geliştirmelisin de!
İşte bunun için sana ilgi alanını
genişlet, yaptığın işi güzel yap. Yazmaya, okumaya
devam et, artır, fotoğraf çek, sergileri izle
sergilere katıl dedim. Dedim çünkü kendini boşlukta
hissetme, değerli hisset, yeteneklerinin farkına var
ve geliştir demek istedim. Bunları yaparken
mühendislikle eğitimini yarıda bırakman gerekmiyor
ki!
Ben de mühendisim biliyorsun, daha sonra
da hukuk fakültesini bitirdim. Şiiri çok sevdim.
Diğer sanat alanlarında çok da fazla yeteneğim
olmadığından ya da bireysel olarak yapabilecek bir
şey olduğundan mıdır nedir, şiir okumayı seçtim.
Yüzme konusunda çok başarılı bulmam kendimi ama şiir
okuma konusunda yetenekli olduğumu düşünürüm. İş
yaşamında da iki tane fakülteyi bitirdikten sonra,
dikkat etmeni isterim yarım bırakmadan bitirdikte
sonra ir üçüncü işe yöneldim. Diğer mesleklerimden,
geçmişteki mesleki deneyimlerimden beslendim
elbette… Yüreğimin götürdüğü yere gittim.
Belki koşullar bunu gerektirdi, belki de
koşullarımı ben zorladım ve bugünkü olduğum yere
geldim. Bulunduğum yerde olmayı kendim seçtim,
bedeller ödedim, bilmediğin kadar çok acı çektim ve
ben oldum.
Bir şansım daha olsaydı yeniden başlamak
için… yine aynılarını yapardım. Çünkü işimi
seviyorum, kendimi seviyorum. Yüreğimin götürdüğü
yere gittiğim için, yüreğimi bulunduğum yere
götürdüğüm için, yaptığım işleri bir zorunluluk
olduğu için değil, büyük bir aşkla severek yaptığım
için mutluyum.
Sana da “Yüreğinin götürdüğü yere git”
demiştim, herkese dediğim gibi. Sen diğerlerinden
çok daha ayrıcalıklısın biliyorsun. Başkasına
dediğimi sana hayda hayda derdim elbette.
Baban telefonla aradı, dedi ki… “ Aklını
karıştırma”. “ Esin ile ilgilenmişsin, konuşmuşsun
sağol” diyeceğini sandım.
Sen bana bakma, ben konuşurum işte… sen
kendi bildiğin gibi yap ve nereye gitmen gerekiyorsa
oraya git. Yüreğinin götürdüğü yere değil, ailenin
istediği yere git. Seçim elbette senin. Bana
gelince… ben sana daha önce dediğim yere gitmeye
devam edeceğim.
Gözlerinden öperim.
Av. Ali Ulusoy, 22.04.2008
|