|
BUGÜN HAYATINIZDA KÜÇÜK BİR DEĞİŞİKLİK
YAPABİLİRSİNİZ – GÖZLÜKLERİNİZİ VERİR MİSİNİZ?
Bugün hayatında küçük bir değişiklik yapabilirsiniz,
hergün aynı şeyleri yapmaktan sıkıldıysanız. Yeni
bir şeyler yapmak, bir şeyleri başarmak sizin
kendinizi iyi hissetmenize neden olabilir belki. Çok
büyük şeyler yapmanız da gerekmiyor, küçük şeyler
sizin bundan sonraki hayatınıza anlam katabilir,
kendinizi değerli olarak hissetmenize yol açabilir.
13-16 Ocak 2008 tarihlerinde “Toplum Katılımı”
konulu bir projenin ilk toplantısı için İngiltere’ye
gitmiştim. Reading kentinde yapılan toplantı
sırasında Üçüncü Dünya ülkelerinden gelenlerin
kurdukları bir merkezde yemek yemiş ve satılan kitap
ve diğer ürünlerin olduğu alışveriş merkezinden
alışveriş yapmış, Michael Norton’un “Dünyayı
Değiştirmenin 365 Yolu” adlı bir kitap satın
almıştım. Uzun zamandan beri kitaplığımda duran bu
kitabın sayfalarını açtım. Her gün yapılacak bir
şeyin listesini vermiş yazar. Küçük ama yapılabilecek
bir sürü şey var.
Yapılacakların listesini verirken, 26 Şubat
tarihinde yapılabilecek şey olarak eski
gözlüklerimizi bir başkasına verebileceğimizden
bahsediyordu. Gelişmekte olan 200 milyon insanın
daha iyi görmesine yardım edebileceğimizi bunun için
de kullanmadığımız gözlüklerimizi bu insanlara
ulaştırmanın çok önemli olduğundan bahsediyordu.
Ücretsiz diye aldığımız, modelini yenilediğimiz ve
bu yüzden de kullanmadığımız, ya da gözümüzün görme
derecesi değiştiğinden bir yana attığımız
gözlüklerin bir işe yarayacağını düşünebilir
miydiniz? Ben düşünmemiştim, çünkü hiç aklıma
gelmemişti doğrusu bu kitabı okuyuncaya kadar.
Gözlük alacak paraları olmadığı için gözlüksüz
dolaşan milyonlarca Afrikalı’nın olabileceği hiç de
aklıma gelmemişti doğrusu.
Her yıl Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde hiç
kullanılmayan ama kullanılabilecek durumda olan On
milyon gözlüğün olduğunu biliyor muydunuz? 1985
yılında bir gurup optikçi İngiltere’de topladıkları
bu tür gözlüklerle gelişmekte olan ülkelere yönelik
iki hafta süren iki haftalık bir tatil gezisi
düzenlemişler ve bu gözlükleri ihtiyaç sahiplerine
ulaştırmışlar. Şimdilerde ise her biri dört - sekiz
kişiden oluşan gönüllü gruplarla Gana, Hindistan,
Kenya, Malavi, Uganda ve Vietnam’a gidiyorlarmış.
Her grup iyice tasnif edilmiş, kontrol edilmiş olan
gözlükleri yeni sahiplerine ulaştırıyorlarmış.
Küçücük bir şey değil mi? Gereksinmesi olan
insanların yaşamlarında büyük farklar yaratabilecek
küçücük bir şey.
Bunun ille de yurt dışına yönelik olarak yapılması
gerekmiyor elbette. Ülkemizde de göz kontrolünden
geçmemiş olan milyonlarca kişinin olduğu bir sır
olmasa gerek. Göz doktorları, gözlük satıcıları
ülkemizde bu tür kampanya düzenleyebilirler ve
tatillerini daha farklı ve verimli geçirmek için
köylerde ve gereksinmesi olan ilçelerde göz sağlığı
taramalarını da yapmak amacıyla yeni bir tatil
anlayışını gerekleştirebilirler. Yeni, bilinmedik
yerlere giderek insanların sağlıklarına katkı,
görmelerini kolaylaştırmak için bir şeyler
yapabilirler. Bu alanda sivil toplum kuruluşları
gönüllülerden yararlanabilirler. Kullanılmayan
gözlüklerin toplanması, temizlenmesi, tasnif
edilmesi, paketlenmesi ve ihtiyaç sahiplerine
ulaştırılması konusunda bir adım atabilirler. Evet
bu küçük bir şey, herkesin büyük işleri becermenin
peşinde olduğu bir zamanda minicik bir şey… Ama
birilerinin bu küçük şeyleri yapmaya isteği
olacaktır. Yeter ki bir araya gelip, bunu önemli
kabul edip bir şeyler yapılabileceğini kabul
etmeleri halinde.
Doktorların ve optisyenlerin ve onlara eşlik edecek
olan gönüllülerin yaşamlarında da bir şeyler
değişmeyecek mi? Elbette değişecek. Değişik ve yeni
insanlar tanıyacaklar, bir hayır duası alacaklar,
kendi çocukları da bu işi başarmış babanın / annenin
çocuğu gururunu taşıyacaklardır. Gidilen her yerde
aslında yapılabilecek çok şey olduğunu görüp yeni
parlak fikirlerle dönülmeyecek midir bu kampanyadan
sonra?
Gereksiz marka tutkunluğundan biraz olsun
vazgeçerek bilinçli tüketim konusunda belki de yeni
bir adım atılmayacak mıdır? Evet elbetteki
atılacaktır.
Peki sizin evinizde de kullanmadığınız ama aslında
kullanılabilecek gözlükler, çerçeveler, camlar yok
mu?
18 Ocak 2008 günü İngiltere’den döndüğümde babamın
çok ağır hasta olduğunu öğrendikten sonra evde
toplam beş – on dakika kalabilmişken hemen Samsun’a
hareket ettim. Babamı 19 Ocak günü kaybettik. Ondan
kalan eşyaları tasnif etmeye geldiğinde sıra ben
evdeki fotoğrafları toparladım. Bir de aklıma henüz
yeni okuduğum gözlüklerle ilgili yazı geldi. Babamın
ve ondan yaklaşık on ay önce kaybettiğimiz annemin
gözlüklerini toparlamaya başladım. Oldukça çok
gözlük vardı evde hepsini bir poşete topladım. Michael Norton haklıydı, evimizde birikmiş ne çok
gözlük vardı yeni sahiplerine ulaşması gereken.
Hatta buna benim de ihtiyacım olduğunu düşündüm.
Çünkü demek ki artık benim de yaşım ilerlemiş ve bir
iki yıldır okuma gözlüğü olmaksızın okuyamaz
olmuştum. Annem ve babamdan kalan bu gözlüklerin
çerçevelerini kullanabilir, kendime yeni bir okuma
gözlüğü satın almak yerine sadece gözümün derecesine
uygun cam taktırabilirdim. Ben de öyle yaptım, şimdi
üç tane okuma gözlüğüm var. Okuma gözlüğü
kullananlar bilirler, gözlüksüz alışverişe
gittiğiniz mağazadaki ürünlerin etiketlerini
göremezsiniz, kitap ve gazete okuyamazsınız,
yaşamınız bir kabusa dönüşebilir.
Demek ki salt gözlük
edinemedikleri için göremeyen
insanları da düşünmek akıllıca bir davranış. İşte
yapabileceğimiz küçük şeylerden sadece biri. Birine
bir görüş armağan edin, fazlalıklarınızdan kurtulun
ve yaşamda küçük bir şeyi karşılık beklemeden
yapmanın erincini hissedin.
Bugün hayatınızda küçük bir değişiklik yapın ve
çevrenizde uzun zamandır kullanmadığınız ve de büyük
olasılıkla kullanmayacağınız şeyleri tasnif edin ve
kullanabileceklere armağan edin.
Bunu yapabilir misiniz? Evet, bence yapabilirsiniz.
Ben de size şimdiden çok teşekkür edeyim. Çünkü siz
yaşamda kendiniz ve başkaları için fark yaratacak
küçük şeyleri fark etmeye ve fark etmekten öte
gerekeni yapmaya başladınız bile.
Gözlüklerinizi verir misiniz?
Teşekkür ederim.
Av. Ali ULUSOY
26 Nisan 2008, Ankara
|