|
Hakkımda ne
biliyorsan, yarısı doğru yarısı ise eksik...
Yolun yarısını geçtiğim doğru elbette. Farkında olmadan
geçirdiğim yıllardasın sen hâlâ... Yoğun bakım ünitelerinde
kaç kez yattın ki sen, nerden bileceksin hastane
ortamlarında çaresiz beklemelerin ne anlama geldiğini?
Yeni güne devrilmiş saatlerde yaşarken ben, belki de sen
'uykulardan uyku beğenmekte' sindir. Daha ne çok uyku var
uyuyacağın oysa.
Aynı şiiri farklı tonlamalarla okuduğumuzu fark ettiğimde,
eminim ki aklımızdan geçenler örtüşmemektedir. Örtüşmesi de
gerekmiyordu ayrıca.
İkimizin de baharı yaşadığı elbette doğru. Savrulan
eteklerinle karşıladığın ilk baharındayken sen, ben
sonbaharımda koşuyorum.
Sana yazılmış mektupların farkında değilken sen, ben daha
nice mektupların daha çok mektup yazacak kimselerin olduğunu
biliyorum.
Hata yapmaktan korkma çağındasın, ben ise hataların
ortasında yaşamı sorgulamaktayım.
Sen şiirin kendisisin, ben ise şairlerden ödünç aşk şiirleri
toplayan bir gezgin. Senin okunmayı zorunlu olarak bekleyen
kitapların var, benim ise yazılmayı bekleyen bir veda
kitabım...
Üniversiteyi bitirdiğim günlerde ana rahmine düşmüş
olanlardan mısın yoksa sen?
Sen yanlış yapmama kaygısındayken, ben yanlışlarımı çok
seviyorumda, doğrunun hangisi olduğunu arıyorum.
Ütü masası değil, üzerinde ütününün sıcaklığıyla düzelmeyi
bekleyen bir gömleğim, ütü kim?
Bir piknik alanında gece yakılan bir ateş çevresinde şiiri
arayanım ben, sen ise ateşin kendisi olmalısın.
Yarısı doğruysa hakkımda bildiklerinin, yarısı da eksik.
Ben ise hakkında hiçbir şey bilmeyen, bilmediği için de
öğrenmeye çalışan, belki de bilir gibi yapan cahilin teki
değil miyim?
Dudaklarına değdiği için hiç yıkanılmak istemeyen bir su
bardağıyım belki de... Sen ise temizlik düşkünü olabilirsin
pekala.
Gidersem rahatsız eder miyim diye düşünürken sen, benim gelse ve
hiç gitmese dediğimi nerden bileceksin k?
Gözlerimle bakamazsın elbette, gözlerimle gördüklerimin
zihnime nasıl da çakıldığını nereden bileceksin ki?
Giydiklerin giymeni isteyeceklerimdir belki de, ama çıkar ve
bende bırak bırakabilirsen.
Şu
ana kadar yaşadıklarımın iki katını yaşadığında ben nerede
olurum bilemiyorum. Ama kayda geçerse bu sözcükler
birilerinin ''İşte ben'' diyecekleri olacaktır, biliyorum.
Çayı demle belki gelirim bir akşamüstü. Fincandan olmasın
bardağı tercih ederim, teşekkürler...
Ne
sen olduğun yere aitsin, ne de ben. Benim fakirliğimi senin
zenginlik diye okuduğunu biliyorumdur kimbilir.
Hakkımda herşeyi bilmek istiyorsun, benim bile
bilmediklerimi. Sana mı yazıldı şimdi bu satırlar? Ne
farkeder ki? Farkeder, mi diyorsun far ettiğim çocuk.
Yirmisinde yazılmalıydı, yirmibirine sarktı gecenin bir
buçuğunda. Sakıncası yoktur umarım.
Devamını sen getir, kabulümdür. Varlığım korkutursa seni
çocuk sen de uzak dur, alışkınızdır belki de.
|