ANA SAYFA

Düşünce Atölyesindeki Diğer Yazılar
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   

 

 

 

                                 Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?

Prof. Dr. Namık Pak'a saygılarımla

                    Promete

Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün
minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün:

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..

Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey!..
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey

müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin
meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin

yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken,
bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen

esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin.
Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin

gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını...
Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını!..

Tevfik Fikret

 

Ütopya Pazar Söyleşileri’nin “Promete’den Çağdaş Bilime…” başlığıyla konuşan 26 Mart 2006 Pazar günü ODTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Kemal Pak'ı dinledim. Keşke herkes orada olsaydı, herkes bu konuşmayı dinleseydi. Socrates’in, Galileo’nun, Bruno’nun, Cervetus'un başına gelenlerle bilimin peşinden koşanları nelerin beklediğini fark edebilseydi.

Parçası olduğumuz evreni algılayabilmek, anlayabilmek, sorgulamak ve anlama çabası içinde olmak için insanoğlunun bir kaygısı olmalı. Bu çaba içinde benim yerim ne? Ben ne yaptım, ne ürettim, ne kattım bu evrene?

'Sizden ne kaldı?' Bu çok önemli soruya vereceğiniz yanıtı merak ediyorum, ya da sizden ne kalacak?

Mevcudu kullanmak, kullanabilmek güzel ama yeniyi üretmek, yeniyi yaratmak için ben ne yaptım? Kopyanın ötesine geçerek özgün bir şey yaratabildim mi? 'Ben de varım!' diyebildim mi? Farklı kaynaklardan yararlanarak bilgi dağarcığımı geliştirebildim mi? Bilgi dağarcığımı yaratmanın yanısıra bunu insanlık için kullanabildim mi?

İnsani Gelişmişlik Endeksinde ülkemin sıralamasını 80. sıradan alıp, ilk beşe getirmek için bir şey yaptım mı?

Gutenberg'in matbaayı kurmasından 273 yıl sonra ilk kitabı basabilmiş olan dedelerim. Oysa en görkemli çağında değil miydi imparatorluğum. Matbaa ve orada basılanlar 50 km uzakta iken acaba neden bu kadar geç geldi yaşadığımız topraklara?

İlerlemenin, gelişmenin, devrimin dışında kaldığın zaman gelişmenin dışında kalırsın. 'Baştan bu devrimin parçası olmayınca naklî ürünlerini alarak yetişemezsin onlara' dedi Namık Pak Hoca.


Evet, evreni anlamalı ve ondan güç almalıyız. Sadece kendi daracık dünyamızın içinde kalarak dış dünyayı anlayabilmemiz mümkün değil.

Sormalıyız kendimize,

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..

Sormalıyız kendimize,

Osmanlı'nın geri kalmışlığının arkasında, 'hasta adam' olarak adlandırılmasında bilimsel yeni bilgiler üretmek için özgür düşünce ortamının olmayışının payı var mıydu acaba? Ve varsa ne kadar vardı?

Ucuz ithamlarla yalnızlaştırılmaya çalışıldığında bilim adamları ben ne yaptım?
İnsanoğlunun karanlıklara karşı mücadelesinde ne bedeller ödendi biliyor muyum? Avrupalıların da taşıdıkları ayıpların farkında mıyım? 'Masum değiliz hiç birimiz' adlı Sezen Aksu'nun şarkısını buraya da uyarlamak gerekiyor galiba.

Samsun'da 27 Mayıs İlkokulun müdürü 1970 yılında bana 'Atatürk'ten Son Mektup' adlı şiiri okutmamıştı. Çünkü orada tehlikeli olabilecek ve yanlış anlaşılabilecek cümleler varmış müdürüme göre.
 

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

Siz beni halâ anlamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan…
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların…
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı… Kitaplar…
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü…
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu

Sormuyorum artık kendime biliyorum çünkü.

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..
 

Av. Ali Ulusoy

28 Mart 2006, Ankara

aliulusoy@happykids.com.tr
www.happykids.com.tr

 

YORUM DEFTERİ

YORUMLARINIZI, ÖNERİLERİNİZİ
BEKLİYORUZ..