ANA SAYFA

Düşünce Atölyesindeki Diğer Yazılar
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 

 

 

 

 

ÖĞRETMENE MEKTUPLAR -1-

 

Yakında öğretmen olacaklara,

 Merhaba ellerinizden öpmeye hazırım sevgili arkadaşlarım. Öğretmen olacaksınız ya, bildiklerinizi çocuklarımızla paylaşacaksınız ya, şimdiden teşekkür ederim.

 İnsan üniversite öğrencisi iken başında bulutlar dolaşır ya, benim de dolaşırdım. Koskoca üniversite öğrencisi olmak kolay mı elbette değil. 40-50 dersin koca koca kitaplarını bitirmekten bahsediyoruz... Kampüs yaşamının herkesi cezbeden büyüsü.

 Üniversiteye kaydımı yaptırdıktan sonra dersler  için yola çıktığımda 23 Eylül 1977 tarihi imiş öyle not düşmüşüm o zamanlar tuttuğum günlük defterime. Sahi sizler o zaman yoktunuz değil mi daha! Anne ve babalarınız da kimbilir daha evlenmemişlerdi, siz belki de onların hayallerinde vardınız... 

Hele üniversiteyi bitirip de liseyi okuduğun şehre döndüğünde ne havalı olur insan bilirim... Sanki insanın alnında “BURADA ÜNİVERSİTE BİTİRMİŞ BİR ADAM VAR” diye yazılıymışcasına gezersin caddelerde. Hiç kimsenin umurunda olmadığını anlamak için biraz gezmek yeterli gelir. “Kendi masal aleminde bir ejderhadır karınca!” diye yazan şiir kitabı henüz değmemiştir senin eline.

 Sonra anlarsın, okulun yeni başladığını, artık birinci, ikinci vize yoktur. Her gün yeni bir sınav vardır, sınavlardan kurtulduk diye sevinmenin de boş olduğunu anlarsın.

 Yoooo sizi karamsarlığa itmek değil amacım, ben umuttan yanayım, sevgiden yanayım, ışıktan yana. Nasıl derim “Hayat zor” diye size. Hem siz  kendiniz deneyimlemediğiniz sürece öğrenmenin tam gerçekleşmeyeceğini zaten bilmiyor musunuz? Ben size hayatın zor ya da kolay olduğunu söylesem de söylemesem de değişen bir şey olmayacak. İlle bir şey söyle demediğinizi bilerek şu saptamayı yapmama izin verirsiniz değil mi? “Her zorluğun bir fırsatlar kümesi içerdiğini öğrendim”

 Sizlerle zaman zaman paylaşımlarım olacak, elbette umurunuzda olursa. Umurunuzda olmazsa, olsun  ben yine yazmaya devam edeceğim. Yazmak insanın kendine yönelik yolculuğudur kimbilir.

 DEVAM EDİYOR...

 Ne demek şimdi bu “devam ediyor” yazısı... Devam eden yaşamın kendisi benim yazdıklarım değil sevgili öğretmenim. Sizlerden öğrenecek çok şey olduğunu ve sorularımın yanıtlarının sizde olduğunu biliyorum. Sorular soracağım yanıtı gelmese de. Sorularınızın çoğalmasına katkım olursa mutlu olacağım çünkü sorular varsa yanıtlar da olacak.

 İyi bir öğretmen olmak için yaşam boyunca öğrenci kalmayı seçeceksiniz siz de değil mi?

 Hangi düşüncede olursanız olun, hangi takımı tutuyorsanız tutun, diğerlerinin de yaşama hakkına saygı duyacaksınız değil mi?

 Okumak sadece ders kitaplarıyla sınırlı kalmayacak sizde de sanıyorum.

 Eğitim vereceğiniz her bir çocuğun en büyük öğretmeniniz olacağını unutmayacaksınız değil mi?

 “Gemisini kurtaran kaptandır”, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!”, “Bal tutan parmağını yalar” diyen atalarımız yerine başka atalarımızı dinleyeceksiniz değil mi?

 Kendinizi bu dünyaya o çok kutsal görevle, öğrenmek-üretmek-paylaşmak-yaşamak-yaşatmak la ödevli kılacaksınız değil mi?

 Hayran olduğunuz zaman hayranlığınızı, beğenmediğiniz zaman beğenmediğinizi dile getireceksiniz değil mi?

 Kendinizin de çok önemli olduğunu unutmadan diğer önemlilerle bir paydaşlık kuracaksınız değil mi?

 İyi bir eğitimcinin eğiteceği tek ve en önemli kişinin kendisi olduğunu hep anımsayacaksınız değil mi?

Salt para için değil de, yaşama anlam katmak, sizlerden de bir şeyler kalması için çaba göstermek için çalışacağınıza inanabilir miyim?

 Evet sizden öğrenilecek çok şey var ve ben öğrenciniz olmaya hazırım.

 

“Merhaba Ali bey, nasılsınız? Ben sizi yine rahatsız ediyorum ama size danışmak
istedim. Dil kursuna gideceğim hocam da ingilizce üstüne hangi dili öğrenmem
iyi olur sizce ? Fikir verirseniz çok sevinicem hocam teşekkür ederim....”

 

yazan bir mail aldım bugün bir ODTÜ Okulöncesi öğretmenliği öğrencisinden henüz yanut vermedim. Vereceğim yanıtı merak edenler için yazıyorum:

          “Beden dilini öğren öğretmenim”

  

Henry Ford’un çok önemsediğim bir özdeyişi vardır: “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.”

 Evet umarım başlangıcını yaptığımız birlikteliği sürdürür ve başarıya birlikte ulaşırız. Başarının sadece para olmadığını söylüyorsunuz değil mi, size yürekten katılıyorum. Sıradan, güzel insanlar var çevremizde... İşini çok seven, inanarak yapan, yüreğini koyan insanlar. Kimsenin tanımadığı hemen yanıbaşımızda duran, farketmediğimiz güzel insanlar...

 Belki onlar bir kafede çaycı, bir ayakkabı boyacısı, bir polis, bir doktor, bir hemşire, bir otobüs biletçisi, bir simitçi, bir eczacı kalfası, bir hakim, bir avukat, bir mühendis, bir ............ İşte öğretmen arıyordunuz değil mi işte yazdım bazılarını benim öğretmenlerim onlar da. Onlara benden selam söyleyin olur mu? Bu tanımlamaya siz de girdiğinizi düşünüyorsanız, kendinize de benden selam söyleyin.

Dört yıllık lisans eğitimi önemsiz mi, çooooook önemli....  Dört yılın yetmediğini deneyimleyecek sırası geldiğinde benim öğretmenim de...

 Ellerinizden öperim. Siz de minik öğrencilerinizin ellerini öpün, onların karşısında giysinize çeki düzen verin, düğmelerinizi ilikleyin. Onların karşsında ayağa kalkın diye rica etsem...

 Eee, işte yaşlanmak belki de böyle bir şey arkadaşlar, çok konuşuyor ve herşeyi bildiğini düşünüyor insan.

 Bugün seksen yaşını geçmiş gençlerle birlikteydim bir toplantıda, ne mi konuştuk? Haydi bir sonraki seferlere kalsın... Umutla, mutlulukla, sevgiyle kalın! Sevdiğiniz sizi sevmiyor mu, sevginize karşılık alamıyor musunuz? O halde şiir okuyun, yalnız olmadığınızı göreceksiniz belki de.

 Hoşgeldiniz...

Av. Ali Ulusoy

Bu yazı  http://www.okuloncesi.gen.tr/modules/mysections/article.php?lid=39 adresinde de yayınlanmıştır.

YORUMLAR:
1   SEVİM KARAMAN 28/08/06 23:34    
Sayın Ulusoy;
“ÖĞRETMENE MEKTUPLAR”_1 Çok güzel bir yazı. Yazınızı okurken bir eğitimci olarak kendi adıma almam gerekeni aldım ve ilk göreve başladığım zamanlara yolculuk yaptım teşekkür ederim. Yıllar bana bütün öğrenmelerime bütün deneyimlerime karşılık ne kadar az şey bildiğimi öğretti. Bütün öğrenme çabalarıma karşılık dağarcığımda biriktirdiklerimin gerçekte ne kadar az olduğunu....... Öğrendiğim bir çok şeyin çocuklarla paylaşımlarımla öğrendiğimi... Haklısınız onların öğretmenim olduğunu öğrendim..
İnsanım, yanlışlar yaptım. Farkına vardığım zaman o minik çocuklardan özür dilemeyi öğrendim. Minik hatırlatmalarında “teşekkür” etmeyi öğrendim...Ama en önemlisi onların o saf o doğal o samimi sevgilerinde sevmeyi öğrendim saf katışıksız insanca. Büyüdüğüm yetişkin insan olduğumun farkında olarak o çocuklarla içimdeki çocuğu beslemeyi, canlı tutmayı öğrendim. Bana kattıkları için tüm çocuklara “tüm öğretmenlerime” teşekkür ediyorum... Güzel yazınız ve yazınızla zamanda yaptığım yolculuk için size teşekkür ediyorum Sevim KARAMAN

 
   

ÇOK ÇOK ÖNEMSEDİĞİM SEVİM KARAMAN ÖĞRETMENİM YORUM DEFTERİNE BUNLARI YAZMIŞ. KENDİSİ BİR PROJEMİZİN SLOGANINI ÜRETMİŞTİ: "YAŞAMAK HEP YENİDEN" DİYE, HERKES BU SLOGANI OLDUKÇA SEVDİ, TABİ BİZ DE.. ÇOK YAKINDA TÜM TÜRKİYE TANIYACAK BU SLOGANIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARINI. Sağolasın Sevim Öğretmenim. (A.U)

 

Av. Ali Ulusoy

25 Ağustos 2006, Ankara

aliulusoy@happykids.com.tr
www.happykids.com.tr

 

YORUM DEFTERİ

YORUMLARINIZI, ÖNERİLERİNİZİ
BEKLİYORUZ..