|
EĞİTİMCİLERE BİR MEKTUP DAHA!
Siz
bunları zaten biliyorsunuz ama yine de eğitimci olmayan biri
nasıl bir eğitimciden ders almayı tercih edermiş diye merak
edersiniz diye paylaşmak istedim.
Okullarda verilen eğitimin iş yaşantısına uyarlanması
sırasında sadece okullarda verilen eğitimin yetmediğini fark
etmişsinizdir.
Derslerle öğrenilenler dışında en çok gerekli olan öğretme
işlevini görecek olanların öğretme konusunda nasıl
davrandıklarıdır. Bunun başında iletişim becerisi
gelmektedir. Bir den çok kişi bir araya geldiğinde
iletişimsizlik söz konusu değildir. İletişim sözlü ya da
sözsüz olarak başlamıştır. Susarak ta, beden diliyle de
iletişim başlamıştır. Bir eğitimcinin iletişimi olumlu, olması
gereken gibiye çevirmesi beklenir.
Öğrenme
ve öğretme kaynaklarını çeşitlendirmek te zorunludur. Ders
kitaplarının yanı sıra yardımcı kaynakların da kullanılması
gerekmektedir. Eğitimcinin çevresindeki her türlü kaynağın
eğitim ortamına transferi eğiticinin donanımına ve yeteneğine
bağlıdır. Sürekli öğrenme modundaki bir eğitimci bu transferi
oldukça kolay bir şekilde gerçekleştirilebilecektir.
Model
olma ve olumlu modelleri gösterebilme eğitimciye düşen
görevlerin başında gelmektedir. Eğitim ortamına yüksek moralle
gelen eğitimci eğitim ortamını öğrenme için uygun iklime
hazırlayabilecektir. Daha önce eğitimciden eğitim almış olan
eski öğrenicilerin, bu eğitimden şimdi nasıl yararlandıklarını
yeni öğrenicilerle paylaşması güdülemede önemli bir etken
olabilir.
Eğitimcinin kendisinin de ders çalıştığını gösterebilmesi,
birden çok kitap, materyal ve çeşitli kaynaklarla öğrenme
ortamına getirmesi yararlı olabilir. Dersle ilgili olmasa bile
değişik ilgi alanlarını öğrenicilerle paylaşabilen bir
eğitimcinin anlattıklarına daha bir dikkatle ilginin
toplanabileceği de unutulmamalıdır.
Eğitimcinin giydiği elbise, kullandığı aksesuarlar, ses tonu,
jest ve mimikleri, davranış tarzları da öğrenmeyi hızlandırıcı
ya da dikkati dağıtıcı olabilir. İşini büyük bir aşkla
gerçekleştirmeye çalışan eğitimcinin dersine ilgi elbette daha
çok olacaktır.
Diğer
meslektaşlarını yeren değil, övebilen eğitimcilere daha çok
gereksinim duyuyoruz. Espri yeteneği gelişmiş olan ve aşırıya
kaçmadan mizah yeteneğinin kullanılması da dikkati toparlama
konusunda etkili olabilecektir.
Kendi
alanında veya diğer konularda eserleri olan eğitimcinin
uyandıracağı saygı olabilecektir. Ders dışında da ilgileri
olan eğitimci, öğrenicilerine ders saatleri dışında da zaman
ayırabilen öğretmen tercih edilir.
Kendisine olduğu kadar öğreniciler başta olmak üzere diğer
kişilerin de kişiliklerine saygı duyan bir öğretmenin
öğrencileri olmak isteyecek ne çok öğrenici vardır.
Söyledikleri ile kendi yaptıkları arasında bir paralellik
olduğu zaman öğretmenin güvenilirliği daha da artacaktır.
Teknolojik yeniliklerin de farkında olan ve kullanan bir
eğitimci olmak gerekir. Bunu yapan eğitimci hem ders sırasında
hem de kendi özel yaşantısında fark yaratacak bilgilere
ulaşabilecektir.
Eğitimci
de her insan gibi gerektiğinde özür dileyebilmelidir.
Gerektiğinde özür dileyebilen bir eğitimci öğrenicilerin
gözünde olumlu bir yer sahip olacaktır.
Ne
öğrettiğimizden daha çok nasıl öğrettiğimiz önem
kazanmaktadır. Öğreneceklerimiz aynı olsa bile kimin öğrettiği
ve kimden öğrendiklerimiz daha önemlidir. Sevdiğimiz bir
öğretmenin anlattığı ders ne kadar zor olursa olsun, dersi
kaçırmadığımız aklınızdadır.
Eğitimcinin öğrencileri değerlendirmesi kadar kendini de
çeşitli konularda değerlendirmesi anlamlıdır. Bu
değerlendirmede mümkün olduğu kadar objektif olabilen ve
kendisini bu değerlendirme sonucunda olumlu olarak
değerlendirebilen bir eğitimci olduğunuzu varsaymak istiyoruz.
Sık
sık yinelediğim son söz… En iyi eğitimci her an öğrenci
kalabilendir.
Saygılarımla,
Av. Ali
Ulusoy
www.happykids.com.tr
Bu yazı ilk olarak Okulöncesi Akademik Yazarlar Sitesinde
de 26 Ekim 2006 tarihinde yayınlanmıştır. |