|
Babamın 20 Yaşındayken Yazdığı Mektup
Babanız size mektup yazmıştır elbette...
Öğrenciyseniz, askerdeyseniz, şehir ya da ülke dışındaysanız
bir mektup almışsınızdır elbette. Ama babanız size hiç aşk
mektubunun nasıl yazılması gerektiğini yazdı mı mektubunda?
Benim babam işte bunu yaptı. Babam Kadir Ulusoy’dan ben 20
yaşındayken aldığım mektup...
6 Mayıs 1981
Sevgili Oğlum,
1 Mayıs tarihli mektubunu 6 Mayıs günü Ankara
dönüşü aldım okudum. Annenle ablan önceden okuyup
düşünmüşler. Annen sana mektubu yazmış.
Ankara yolculuğum iyi geçti. İki gece yolda,
iki gece Ankara’da kaldım, kardeşlerin, ablan ve ağabeyinler
iyiler. Ankara’da Pazar günü Aliye ile Seray’ın yurduna
gittik. Anons ettiler. Hava serince idi. Yurda girmek
yasaktı. Seray geldi. Yurt binasının ön kısmında yolda 3-5
dakika görüştük. Ziyaretimizden memnun kaldığını söyledi.
Lakin biraz tedirgindi. Ben benden utandığına vermiştim.
Belki o senin bize duyurduğunu ve belki de kendisine bunu
açacağımdan endişe etmiştir.
Sevgili oğlum İsmet Bey ler iyi bir ailedir.
Biz kendilerini takdir ediyor, Seray’ı beğeniyoruz. Bana
kalırsa onların karşı çıkışı zamanlamasınadır. Belki başka
durumlar da olabilir. Bizim, senin ve Seray’ın bilmediği.
Ama siz aranızdaki sevgi bağını koparmazsanız son söz
ikinizin sözü olur. Hiçbir anne baba, hele bizim
toplumumuzda kızına “Aferin!” demez bu aşamada. Bu işin bir
yanı. İkinci yanı şöyle. O da seni seviyor. Buna şüphe yok.
Ama bunu ağabeyine güvenerek açmış. O da bu aşamada doğal
olarak çekingen davranan anne ve babasına açmış. Şimdi
anlaşılan bunu (kızları ve sen tarafından) onurlarını
zedelemiş gibi düşünüyorlar. Bu bir tepki de olabilir. Şu
anda Seray senin mantıklı ve güven verici tutumuna
muhtaçtır. O sana olumsuz da yazsa sen olumlu ve mantıklı
davran. Ona “Önemli olan bizim birbirimizi anlamamızdır. Ben
mezun olur olmaz işi resmiyete dökeriz. Sevgimizin gücü ile
zorlarız. Samsun’da gezip tozmayız... Seni dürüstçe takdir
ediyorum, bu aşamada seni hiçbir şekilde güç durumda
bırakmayacağım. Bunu eksilmeyen sevgime ve görmek için
sabırsızlanmama rağmen kanıtlayacağım. Sen ailene karşı
sessiz kal. Şimdiden gereksiz çatışmalardan kaçın. Ama seni
bir emrivaki karşısında bırakırlarsa direnirsin. Takdir
senindir. Benden temiz duygu ve engin sevgimize asla
döneklik olmayacaktır. Bu durumda ben sevgimizin büyüklüğüne
ve sarsılmazlığına inanıyorum. İnanmak istiyorum. Annen ve
babanı da seni korumak istedikleri için haksız bulmuyorum.”
gibi güven verici şekilde yaz. Bu gibi şeylerin klişeleşmiş
bir kalıbı yoktur. Önemli olan güven vermek. Kendine karşı
güven duygusunu yaratmaktır.
Şu anda Seray ruhen güç durumdadır. İşi
gereksiz yere sertleştirmekten kaçının. Ama olumsuzluk
senin, olumlu ve güven verici tutumuna karşın, Seray’dan
geliyor ise o zaman ilişiği kesersin... Zamanlama dahilinde
İsmet Beylere hak veriyoruz. Seray’ı beğeniyoruz. Olumsuzluk
Seray’dan gelmedikçe bu işin olumlu biçimde sonuçlanacağına
inanıyoruz. Gerisi senin ve onların (Seray’ın özellikle)
bileceğiniz iştir.
Türkan Ablan okula gitti şimdi.
Hepimiz selam ve sevgilerimizi bildirir,
sağlık ve derslerde üstün başarılar dileriz.
Baban – Annen – Ablan
Not: Alışveriş işleri normal olarak sürüyor.
ŞİMDİ BABAMIN MEKTUBUNU BİR ANALİZ EDELİM...
Öncelikle babam Kadir Ulusoy 1928 doğumlu.
Ladik Akpınar Köy Enstitüsü Mezunu, emekli öğretmen. Babam
bu mektubu yazdığı zaman ben İzmir’de Ege Üniversitesinde
öğrenciydim. 1961 doğumlu olduğuma göre 20 yaşındayken
babamdan böyle bir mektup aldım.
Sevgili Oğlum,
1 Mayıs tarihli mektubunu 6 Mayıs günü Ankara
dönüşü aldım okudum. Annenle ablan önceden okuyup
düşünmüşler. Annen sana mektubu yazmış.
Ankara yolculuğum iyi geçti. İki gece yolda, iki gece
Ankara’da kaldım, kardeşlerin, ablan ve ağabeyinler iyiler.
(O tarihlerde ablam, ağabeyim ve iki kardeşim
Ankara’da isiler.. Kardeşlerim Aliye ve Metin Hacettepe
Üniversitesinde öğrencilerdi.)
Ankara’da Pazar günü Aliye ile Seray’ın
yurduna gittik.
(Seray
benim sevdiğim, birlikte çıkmaya başladığım, benim gibi
Samsunlu olan kız arkadaşımdı.)
Anons ettiler. Hava serince idi.
(Acaba Mayıs ayı olduğu için mi hava serince idi yoksa babam
kızkardeşimle hemen hemen yeni çıkmaya başladığımız kız
arkadaşımı ziyaret ettikleri için mi hava serince idi
bilemiyorum.)
Yurda girmek yasaktı. Seray geldi. Yurt binasının ön
kısmında yolda 3-5 dakika görüştük.
(Seray o zaman Gazi Üniversitesinde okuyor ve Mehmet Akif
Kız Yurdunda kalıyordu.)
Ziyaretimizden memnun kaldığını söyledi. Lakin biraz
tedirgindi. Ben benden utandığına vermiştim. Belki o senin
bize duyurduğunu ve belki de kendisine bunu açacağımdan
endişe etmiştir.
(Tabi ki memnun kaldığını söyleyecek...
Memnun kalmadım denmez tabi ki değil mi? Biraz
tedirginliğine gelince... olacak o kadar..)
Sevgili oğlum İsmet Bey ler iyi bir ailedir.
Biz kendilerini takdir ediyor, Seray’ı beğeniyoruz.
(İsmet
Bey anlaşılacağı üzere Seray’ın babası. Babamlar da
tanışıyorlar, hatta bir iki kez ailece görüşmüşlüğümüz var.
İsmet Bey’ler iyi ailedir diyerek, ve onları takdir ettiğini
söyleyerek sanırım babam kendilerinin de bizim çıkmamızı
onayladıklarını söylüyor olmalı.)
Bana kalırsa onların karşı çıkışı zamanlamasınadır.
(İsmet Beyler demek ki karşı çıkıyorlar bizim
arkadaşlığımıza...)
Belki başka durumlar da olabilir. Bizim, senin ve Seray’ın
bilmediği. Ama siz aranızdaki sevgi bağını koparmazsanız son
söz ikinizin sözü olur.
(Evet biz aramızdaki sevgi bağını koparmazsak son söz
ikimizin olacak Seray’la doğru tesbit.)
Hiçbir anne baba, hele bizim toplumumuzda kızına “Aferin!”
demez bu aşamada.
(Evet kız anne babaları ‘aferin sana ne
güzel, erkek arkadaş bulmuşsun.’ demiyorlar ülkemizde. Ya
erkek anneleri öyle mi ya?)
Bu işin bir yanı. İkinci yanı şöyle. O da
seni seviyor. Buna şüphe yok.
(Baba!
Nereden anladın hemen onun da beni sevdiğini... şüphe
yokmuş...)
Ama bunu ağabeyine güvenerek açmış. O da bu aşamada doğal
olarak çekingen davranan anne ve babasına açmış. Şimdi
anlaşılan bunu (kızları ve sen tarafından) onurlarını
zedelemiş gibi düşünüyorlar.
(aslında gençlerin kimsenin gururlarınız zedeleme gibi
niyetleri yok. Sadece sevgilerinin peşindeler, ama ...)
Bu
bir tepki de olabilir. Şu anda Seray senin mantıklı ve güven
verici tutumuna muhtaçtır. O sana olumsuz da yazsa sen
olumlu ve mantıklı davran.
(Ya ben neye muhtacım baba? Ben de babamın dediği gibi
olumlu ve mantıklı davrandım zaten.)
Ona “Önemli olan bizim birbirimizi anlamamızdır.
(Anlayabiliyor muyuz acaba?)
Ben mezun olur olmaz işi resmiyete dökeriz.
(Seni yarıyolda bırakmam.... toplumun bize biçtiği adımları
hemen yerine getiririz....)
Sevgimizin gücü ile zorlarız. Samsun’da gezip tozmayız...
(Samsun gezilip tozulacak yer mi? Biz de Ankara’da gezeriz
demeliyim değil mi?)
Seni dürüstçe takdir ediyorum, bu aşamada seni hiçbir
şekilde güç durumda bırakmayacağım.
(Babam motivasyonu yüksek tutuyor... her şey Seray’ın
kalbini fethetmek için.. Yaşa Baba!)
Bunu eksilmeyen sevgime ve görmek için sabırsızlanmama
rağmen kanıtlayacağım.
(Nerdeyse Allah Allah! deyip atağa kalkacağım.)
Sen ailene karşı sessiz kal.
(Nasıl olsa sesini yükseltecek başkasını bulabilirsin.)
Şimdiden gereksiz çatışmalardan kaçın. Ama seni bir emrivaki
karşısında bırakırlarsa direnirsin. Takdir senindir. Benden
temiz duygu ve engin sevgimize asla döneklik olmayacaktır.
(Sevgiyi koruyabiliriz değil mi?)
Bu
durumda ben sevgimizin büyüklüğüne ve sarsılmazlığına
inanıyorum. İnanmak istiyorum.
(Ben inanmaya hazır ve nazır bir biçimde seni bekliyorum.)
Annen ve babanı da seni korumak istedikleri için haksız
bulmuyorum. (Analardır adam eden adamı....)” gibi güven
verici şekilde yaz. Bu gibi şeylerin klişeleşmiş bir kalıbı
yoktur. Önemli olan güven vermek. Kendine karşı güven
duygusunu yaratmaktır.
(Güven duygusunun karşılıklı olarak
yaratılması gerekmez mi?)
Şu anda Seray ruhen güç durumdadır. İşi gereksiz yere
sertleştirmekten kaçının. Ama olumsuzluk senin, olumlu ve
güven verici tutumuna karşın, Seray’dan geliyor ise o zaman
ilişiği kesersin...
(İlişiği
kesen ben olmadım... beğenilmedim demek ki, bu ilişki
bitti.)
Zamanlama dahilinde İsmet Beylere hak veriyoruz.
(Eeeee bana kim hak verecek... babam da onlara hak
veriyor....)
Seray’ı beğeniyoruz. Olumsuzluk Seray’dan gelmedikçe bu işin
olumlu biçimde sonuçlanacağına inanıyoruz.
(Seray ta ben de başka kişilerle evlenerek, birbirimizi
yıpranmamış ilişkilerle anılara gömdük...)
Gerisi senin ve onların (Seray’ın özellikle) bileceğiniz
iştir.
Türkan Ablan okula gitti şimdi.
Hepimiz selam ve sevgilerimizi bildirir, sağlık ve derslerde
üstün başarılar dileriz.
Babama böyle bir mektubu ben 20, kendisi 53
yaşındayken bana yazdığı için teşekkür ediyorum.
Çocuklarıyla bu şekilde iletişim kurmayı becerebilen anne
babalara da saygılarımı iletiyorum.
Ali ULUSOY
aliulusoy@happykids.com.tr
www.happykids.com.tr
|