|
BANA FELSEFE YAPACAK BİRİ LAZIM…
Oğlum Barış TOKİ Anadolu Lisesi 3. sınıfa devam
ediyor. Bir gün bana elinde ders notları ile geldi
ve işyerimde fotokopi çekmemi söyledi. Ben de aldım,
oğlumun isteğini yerine getirdim. Ama elimdeki
gerçekten hazine değerinde bilgilerdi. Oğlumun kendi
ve arkadaşları için öğretmenden aldığı Felsefe dersi
notlarından 8 sayfa vardı elimde. Acaba Barış bunu
gerçekten kendini vererek okuyacak mıydı? Ya da
sadece ders geçmesi için evirip çevirecek miydi
bilmiyorum. Ama benim yapmam gereken belliydi,
alacak ve iyice okuyacaktım. Öyle yaptım zaten ve
altını çizdiğim bölümlerin bir kısmını şimdi
sizlerle paylaşmak isterim:
“Öznenin (sübje)
evreni, insanı, evrende insanın yeri ve kaderini
salt düşünce temelinde sistemli olarak açıklama ve
yorumlama çabasına felsefi bilgi denir.
Felsefe bilgelik
anlamına gelir. Felsefenin ilk kurucuları bilgeliği
bilgiyi ve bilmeyi sevmek, erdemli ve mutlu yaşamayı
istemek ve aramak olarak anlamışlardır.
FELSEFİ BİLGİNİN
ÖZELLİKLERİ
Ø
İnsanın anlama isteğinden kaynaklanır.
Ø
Akla
dayanır.
Ø
Evrenseldir.
Ø
Sistemlidir.
Ø
Eleştireldir.
Ø
Özneldir (subjektif). Sonuçları kesin değildir.
Ø
Yığılan (biriken) bilgidir.
Ø
Sınırlı bir alanın bilgisi değildir.
Felsefenin gereği:
Felsefe öğrenmenin
bilimler gibi insan yaşamına doğrudan katlısını
beklemek kuşkusuz zordur. Bilgi, pratik yaşamda
kullanıldığı oranda önem kazanır. Felsefi bilgide
dolaylı olarak insan yaşamını değiştirir.
Felsefe
Ø
İnsanın anlama ihtiyacını karşılayarak “insan
olmanın” bilincine vardırır.
Ø
İnsanın çevresinde olup biten her şeye eleştirel
yaklaşmasını, böylece kendi düşünce gücüyle olayları
anlamasını sağlar.
Ø
Kişiye, başkalarının görüşlerine saygı duymayı,
onlara karşı hoşgörülü olmayı öğretir.
Ø
Bilimlere yol gösterir, bireylerinin gelişmesinin
dinamiğini oluşturur.
Ø
“Bilgi
toplumu”nun oluşmasına ve bilginin üretilmesinde
katkıda bulunur.
Ø
Toplumsal yaşamda başka insanlarla iletişim kurmada
yardımcı olur.
Kısaca felsefe,
evrende düşünen, anlamaya çalışan, eleştiren,
yorumlayan bir varlık olmamızın onurunu
hissetmektir.
Descartes
araştırmaları sırasında “metodik şüphe” yöntemini
kullanır. Bu yönteme göre
Ø
Her
şeyden şüphe ederim.
Ø
Şüphe
ettiğimden şüphe edemem.
Ø
O
halde şüphenin kaynağı olan kendi varlığımdan şüphe
edemem. Düşünüyorum, öyleyse varım. (cogito ergo sum)
Ø
İnsanın beninde (ego) tanrı kavramı vardır.
Ø
Tanrı’nın yarattığı evrenin varlığından şüphe
edemem.
DESCARTES”
Meğerse ne kadar önemli bir şeymiş felsefe. Bilgiye
ulaşmak, bilgiyi yorumlamak, gerçeği anlamak için
çokta gerekliymiş.
Oysa biz ne diyoruz? “felsefe yapma!”
Felsefe yapan birine ne kadar ihtiyaç duyduğumuz
ortada değil mi?
Ø
Bana “insan olma” bilincine varmamda yardımcı
olacaksa,
Ø
Çevremi, çevremde olup biteni anlama olanağı
sağlayacaksa,
Ø
Hoşgörülü olmama katkıda bulunacaksa,
Ø
Bilgi üretmeme, bilgi toplumunu yaratırken bir şey
de benim yapmamı sağlayacaksa,
Ø
Toplumsal bir varlık olarak, diğerleriyle sağlıklı
iletişim kurmamı sağlayacaksa,
Ben çok geç kalmışım, acele bilmem öğrenmem gerek.
Bana felsefe yapacak birileri gerek. Öğrencisi
olacağım felsefeciler bulmam gerek. Hem de acilen…
(9.11.2007)
Av. Ali Ulusoy,
Ankara
|