ANA SAYFA

Düşünce Atölyesindeki Diğer Yazılar
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 

 

 

 

 

BAYRAK BEZDEN YAPILMIŞTIR AMA BİR BEZ PARÇASI DEĞİLDİR.

 

- Bir arkadaşa -

 Ben Türk müyüm? Evet Türküm. Ama Ankara’nın duvarlarında gördüğüm bir slogan vardı, hatta İstanbul’a bir günlük gidişimde de görmüştüm: ‘Dünya Türk Olsun’. Neden ya, niye dünya Türk olsun?

 Adım Ali, Samsun’da doğduğum için adım bu konuldu. Eğer Londra’da ya da Paris’te ya da Çin’de doğsaydım mutlaka başka bir adım olurdu? Yani nerede doğacağımı ve anne babamın kim olacağını seçme şansım yoktu.

 Sınırların kalkacağı bir dünya özlemi içinde bulunanlarla aynı safı paylaştım. Barıştan, emekten, demokrasiden yana oldum hep... Yanlış mıydı? Değildi elbette... Ama bireysel olarak ya da paydasını paylaştığım insanların yanlışları olmadı mı oldu?

 Türk olmak beni incitmedi hiç bir zaman, ama sadece Türk olmak ta çok onurlandırmadı. İnsan olmak tı galiba benim için önemli olan. Ne kadar Türk olduğumu ispata çalışmakla da zaman yitirmedim, çünkü sevdim ulusumu, insanlarımı. Ama her zaman ‘daha bi Türk’ ler oldu çevremde. Olsun herkes kendi seçiminden sorumlu. Zaten farklılıkların olması kadar doğal ne olabilir ki...

Futbol ile çok haşır neşir değilim, bizim evde iki oğlum sorumlu o işlerden. Benim tuttuğum ya da tutar gibi yaptığım takımı tutmuyorlar ve bu da beni sevindiriyor. Onlar da kendileri olmanın kavgasını veriyorlar zaten. Ancak milli takımımızın bir maçı olduğunda ben de coşuyor, kazanmasını istiyorum. Madalya kazanmış bir sporcumuzla ben de ağlıyorum İstiklâl Marşımız çalınırken madalya töreninde. Bayrağımız göndere çekilirken gururlanıyorum.

 Samsun’da doğduğum için futbol maçlarında Samsunspor’un kazanmasını, hatta eşimin memleketi diye Denizlispor’un kazanmasını istiyorum. Neden acaba? Bir yere ait olmak değil mi işin aslı. Kendini bir yerli görmek. Fanatiği değilim az önce de açıkladığım gibi ama seyredilen bir futbol takımının bile bayrağı hoş duygular uyandırıyor bende. Her zaman zafere, utkuya tapan biri değilim ben; yenilmekten de tad bulurum kendime. Hoş diyeceksiniz başka çaren var mı? Hayır güce tapmıyorum demek istediğim bu. Bazen güçsüz olmaktan da müthiş keyifler alıyorum.

 Bayrağın bir bezden yapılmış olması başka bir şey, bir bez parçası olarak nitelendirilmesi ise çok farklı bir şey... Benim için hiç bir zaman bez parçası olmadı bir bayrak... Ne kendi ay yıldızlı bayrağım ne de başkalarının ki. Çünkü benim bayrağımın olabilmesi için bir başka bayrakların da olması gerekiyor diye düşündüm. Başka bayraklar olmasaydı bayrağıma şu anda verdiğim önemden daha fazlasını atfeder miydim? Hayır kimse etmezdi. Başka ülkelerin sporcuları da bayraklarıyla gurur duyuyorlardı, onlar da ağlıyorlardı gördüm.

 Memleketle ilgili, aşk ile ilgili şiirlerin,  en güzelini yazan şairim Nazım Hikmet şiirlerinde vatan hasretini, sevgisini neden söylemiş olabilir acep? ‘Karşı yaka memleket, işitiyor musun oğlum Memeeeeet’ ya da Memleketimden İnsan Manzaralarında bir sürü yerde vatan sevgisini, özlemini. Neden başlık olarak bunu vermiş olabilir ki kitabına? Memleket varsa, ulus da vardır, insan da vardır, sınırlar da vardır, bayraklar da vardır. Dil, bayrak simgesel değerlerdir. Ve sadece belli düşüncede olanlara has değil, ortak değerlerimizdir.

 Dünya vatandaşı olmaya gelince... Evet kıtalararası düşünmeye alıştırmalıyız kendimizi. Dünya da bizimdir çünkü, bizim bahçemizdir, bize aittir, geleceğe bırakacağımız, bırakmamız zorunlu olan yerdir. Önce Türk mü olmalı yoksa dünya vatandaşı mı? Önce insan olmak gerekmez mi? Önce dünyalı olmak daha ağır basıyor benim düşüncemde. Dünyalı iseniz Türk de olabilirsiniz, Türk seniz de dünyalı da. Tercih yapmak gerekirse, ya da bunun yanıtını şimdi vermek gerekirse ülkemi, vatanımı, dilimi, bayrağımı çok sevmekle beraber bir dünya vatandaşı olabilmeyi seçerdim.

 Olabilir miyim, ya da olmuş muyum o başka bir sorunun yanıtı olarak ileride belli olacaktır. Ya da zaten bellidir, kendi olmak kavgasını veren bir kişi sıfatıyla, yanıtını biliyorum ama şimdilik susma hakkımı kullanıyorum.

 ‘Evrensel düşünmek’ fikri bana göre de çok güzel bir kavram. Ama Nazım Hikmet bizden daha mı az evrensel düşünüyordu, ve yereldi? Sınıflara daha mı az karşıydı? Ama o bir vatanseverdi ve bayrağını da seviyordu bence. İki oğlum var; Ozan ve Barış. Herhalde
boşa koyulmadı bu adlar. Ama yine de bayraklara, bayrağıma, uluslara, ulusuma, dillere, dilime saygı duyuyorum.

 Ne iyi ettiniz de yazdınız bu yazıyı, düşüncelerimi netleştirmeme, yazıya dökmeme yardımcı oldunuz. Teşekkürler... Ali Ulusoy, 4.9.2005

aliulusoy@happykids.com.tr
www.happykids.com.tr