|
Bir Ayrılış Hikayesi
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...
Nazım Hikmet Ran
"Aradığımız önce sevgidir, öncesinde de sonrasında da sevgi...
Yetmez sevgi, çoğaltılmak, beslenmek ister. Çoğaldığını
görürsün bu da yetmez, dahası, fazlası, çoğu olsun istersin.
Güneşe dair şiirler okursun büyük ustadan, "Güneşin sofrasında
söylenen türkü" gibi.
Yalnız kalmaktan, doğal yetilerini kullanamamaktan korkarsın.
Belki haklısındır da!
Her seçiminde haklıdır insan, yadırganamaz, suçlanamaz.
Pek birileri üzülür mü? Evet üzülür. Sırf başkasını üzmemek
için hareket edemez ya insan, elbette birileri sevinirken
diğer biri ise üzülecektir.
Bu şehir soğuk bugünlerde senin odan gibi. Şehrin soğukluğuna
alışılır, evlerinkine değil..
Kontörü bitene kontör, otobüs kartı bitene kart, umudu bitene
umut vermek gerek. Şehrin nöbetçi iyilikseveri olmak gerek.
"Ben sana bilet, kontör, umut verdimdi..." dememek gerekir.
Unutmak yeri geldiğinde bir erdemdir.
Zorlaştırıcı olmamak, bir sevginin dışında kalınca da, susmak,
geri çekilmek ve iyilikler dilemek gerek.
Geçmişte kalan ve hep olumluluklarla anılacak yaşanmışlıkların
anısına sevgiyle kalabilmek gerek.
Adı Güneş konulan ve konulacak olan bütün çocuklar
sevilmelidir.
"Baki gökkubbede kalan hoş bir sadâ" olmalıdır.
Üç ay sonra yine geleceğim o şehre, denilmeli, yalnız kalmaya
da alışılmalıdır şimdiden.
Bir şehrin tüm evlerindeki ışıklar birden yakılmalı, şehir
canlandırılmalıdır.
Bütün ışıklar teker teker kapatılmalı ve enerji tasarrufu
sağlanmalıdır.
O şehrin umuda gereksinme duyanlarının yüreklerine dokunulmalı
ve zamanı gelince de sessize çekilip gidilmelidir.
O şehirde bir zamanlar umutsuz rolünü oynayanlarına gülümseme
dağıtılmalı ve gülümseyen rolü verilmeli ve kendi içsel
yolculuğuna devam edilmelidir.
Şehirde dimdik yürünülmeli, ben aldatmadım, bırakmadım,
üzmedim" denilebilmelidir.
Yeni şehirler bulunmalı, yeni umutlar keşfedilmeli, yeni
yazılar yazılmalıdır.
Asla sitem edilmemeli, geçmişi saygı ile anıp ileriye
yönelinmelidir.
"Anlaşılmıştır komutanım!" diyerek,
kendinle bir kez daha dalga geçilebilmelidir.
|