Gülseren Kaplan
ile yaptığım söyleşiyi sizlerle paylaşmak isterim.
Merhabalar...
Merhaba.
Sizi tanımak istiyoruz. Kimdir Gülseren Hanım?
Ben ev hanımıyım. Aslında daha önce
satış elemanı olarak çalışıyordum. Fakat kızım
olduktan sonra bu işi yapmanın zor olacağını
düşünerek, evde kendim bir şeyler yapmayı düşündüm.
Tesadüfen televizyonda gördüm aslında bu taş
bebekleri yapan hocamı. Daha sonra kendisini aradım.
İsmi nedir acaba hocamızın?
İsmi Ayşe Bulut.
Ankara’da mı yaşıyor sayın Ayşe Hanım? (Evet)
Sizde Ankara’da yaşıyorsunuz?
Evet. Taş Bebek yapmak isteyenlere
öğretebileceğini söyledi. Bende hemen aradım
kendisini öğrenmek istediğimi söyledim. İki ay kadar
bunun eğitimini aldım. Ve öğrendim. Gerçekten çok
isteyerek yaptığım bir şey. Sanki tam olarak bana
uyuyor. Çünkü elimde yatkındır böyle şeylere.
Daha önce bu tür üretimleriniz olmuş muydu?
Hayır. Görünce zaten tam bana göre
dedim. Hemen aradım. İlk kişi de benmişim zaten.
Hocam da zaten sağ olsun hemen öğrenebileceğimi
söyledi. Şimdi de zevkle yapıyorum.
Biblolarınızı gördük ve resimledikte zaten. Çok
güzel. Peki bir bibloyu yapmak için ne kadar zaman
harcıyorsunuz?
Bir yada iki günde çıkıyor. Çünkü kuruması gerekiyor. Zaten ana maddesi
taş ve birde çiçek tutkalı kullanıyorum.
Peki, çevrenizdeki insanlar size neler dedi bu
konuda? Aktif olarak satış elemanlığı yaptıktan
sonra bebeğiniz için evde kalmaya başladınız
Evet, dışarıda çalışamayacağım için evde çalışarak hem eve de bir katkım
olsun diye düşündüm. İşe başladım ama şimdi
hayallerim daha farklı.
İlk bu işe başladığınızda eşiniz ne dedi?
Eşim destekledi. Eşim de çok sever böyle şeyleri, onunda el becerileri
vardır.
İki gün boyunca bir bebeği yapıyorsunuz, ortaya
çıkıyor ve sonunda bu bebeği karşınıza aldığınızda,
neler hissediyorsunuz? Neler söylüyor sizin biblonuz
size?
Benim biblolarım bana çok güzel şeyler söylüyor. Aslında kendi çocuğum
gibi geliyor hepsi bana.
Kendi çocuğunuz gibi seyretmeye doyamıyorsunuz.
Peki biblolarınızı fotoğraflıyor musunuz? Yada
arşivliyor musunuz?
Aslında fotoğraflamaya çalışıyorum. Ama şu andaki amacım yapıp satmak.
Çünkü fotoğraflamak çok zor oluyor. (gülüşmeler)
Zor olmayacak bir şey; ürettiğiniz, iki gününüzü
verdiğiniz, çocuğunuz gibi gördüğünüz bir sanat
eserini, fiyatını belirleyip satışa sunuyorsunuz.
Peki satıldığı zaman hangi duyguları yaşıyorsunuz?
Aslında beğenilmesi beni ayrıca çok mutlu ediyor. Güzel bir şeyler ortaya
çıkarıyorum belki ama karşımdaki insanında “Aaa çok
güzel olmuş!” demesi çok hoşuma gidiyor.
Hiç sattınız mı? (tabi) Kaç tane sattınız bu
zamana kadar? Ve de bu işi ne zamandır yapıyorsunuz?
G.Kaplan: Ben bu işi bir yıldır yapıyorum tam
olarak. Şu anda bebeğim olduğu için seri
çalışamıyorum ne yazık ki. Kızımın büyümesini
bekliyorum aslında. İlerde bunu bir meslek olarak
yapmayı düşünüyorum. Kendime usta ve elemanlar
yetiştirip atölye sistemine geçmek istiyorum.
Peki bu seri üretilebilecek bir şey mi sizce?
Tabi, Çünkü bir ayda 30 bebek çıkmıyor. Kişi çoğaldıkça üretim artacaktır.
Kaç tane sattığınızı hatırlıyor musunuz?
100 Adet sattım.
Ben aslında size ilk bebeği sattığınız ve para
aldığınız andaki duygularınızı öğrenmek istiyorum.
Ben o parayı aslında saklamak istedim. Kendi elinizle yaptığınız bir şeyi
satmak gerçekten güzel bir şey. Hatta hala
cüzdanımdadır o para.
Daha sonra satıldığını gördünüz. Nerelere
satıyorsunuz?
Genellikle çevreme,eşe dosta, arkadaşlarıma satıyorum. Asıl ilgilenenler
turistler ve oteller aslında.
Ulaşabiliyor musunuz onlara?
G.Kaplan: Şu anda yeni çalışmalarım var. Zaten
Avrupa Birliğinin yürüttüğü projeden aldığım
eğitimde de bunları gördüm.
Bende sözü oraya getirmek istiyordum zaten.
İsminizi TESK’ deki bir projeden aldım. Sizin
onlarla çalışmanız nasıl oldu, orda ne eğitimleri
aldınız, size neler sağladı, katkıları neler oldu?
Bu konuda biraz konuşalım dilerseniz.
Ben taş bebek yapmayı öğrendikten sonra yine bir gün televizyonda
tesadüfen Türk girişimci kadınlarına destek
verileceğini öğrendim. Orayı da hemen aradım.
Katılabileceğimi amaçlarının Avrupa Birliği ve TESK’
in katkılarıyla Türk girişimci kadınlarına eğitim
vermek olduğunu söylediler. Bende taş bebek yapımını
işim olarak düşünüyorsam böyle bir eğitimi almam
gerekiyor diye düşündüm ve bu eğitime katıldım.
Ne kadar sürdü eğitiminiz? Ve ne eğitimi aldınız?
3 ay kadar sürdü bu eğitim. Bebeklerimi, nerde, kime satabilirim, nasıl
ulaşabilirim sorularına cevaplar aldım. Benim
amacım, bebeklerimi Avrupa ya taşımak. Bebeklerimi,
Türk kültürünün motiflerini kullanarak yapıyorum ve
Türk kahramanlarını kullanıyorum. Bunları da
Avrupa’da yaşayan Türklere yada Türk olmayan ilgili
kişilere ulaştırmak istiyorum.
Hiç ulaşabildiniz mi, sattınız mı yurtdışına?
Öğretmenim satmıştı. Özellikle Japonlar çok ilgililer. Avustralya’ dan,
Almanya’dan bir çok talep geldi. Hatta öğretmenim
marketler zincirinden teklif geldiğini söyledi.
Oraya yapıp gönderme projesi olduğundan bahsetti.
Bir ürün için iki gün emek verdiğinizi
söylüyorsunuz. Yurt dışında pazarlanabileceğini ve
Türkiye’de de alıcılarının olduğundan
bahsediyorsunuz. Peki kaça satıyorsunuz öğrenebilir
miyim?
Tabi, hediyelik eşya satan yerler var mesela. Bir bebeğin maliyeti aslında
16 milyona geliyor. Bahsettiğimiz eğitimde fiyat
belirlemeyi öğrendim ve bu da çok iyi oldu. Bir
anlamda da işin zor olduğunu da gördüm. Ben başta
bilmeden, fiyat çıkarmadan, alıp, yapıp
satabileceğimi, çok kolay olacağını düşünüyordum.
Fakat bu eğitimi alınca işimin aslında çok zor
olduğunu anladım. Gerçekten bir malı satmanın, onu
ulaştırmanın zorluklarıyla karşılaştım.
Hala fiyat vermediniz ama.
25- 30 milyon gibi fiyatlara satıyorum. Ebatlarına göre değişiyor; 10
milyondan 30 milyona kadar.
İyi ki bu işi yapıyorum diyor musunuz şu anda?
Evet tabi. Bir de şu var ki yaparken çok mutlu oluyorum, dertten, stres
den kurtuluyorum. Canım sıkıldığında hemen bebeğimin
başına geçiyorum. Çok rahatlatıyor, kitap okumak
gibi.
Terapi gibi bir özelliği de var. Doktora ihtiyaç
duymuyorsunuz.
Evet. Sadece bebeği yapmaya odaklandığım için başa şeyler düşünmüyorum.
Çevrenizde sizi örnek alarak yapmaya başlayanlar
oldu mu?
Tabi arkadaşlarım, yeğenlerim...
İnsanların çoğu işsizlikten yakınıyor. Sizde
küçük ama hayalleri olan bir girişimcisiniz.
İşsizlere, özelliklede kadınlara emeklerini
değerlendirmeleri konusunda, önerileriniz olabilir
mi?
Önerilerim tabi ki var. Aslında işsiz insan olmaz. Şunu söylemek
istiyorum. ben de bunları yapıyorum ama pazar
sorunumuz var. Bu çok önemli. Hanımlarda bundan olsa
gerek, nasıl satacaklarını düşünüp geri kalıyorlar
ama böyle düşünerek işsizde kalınmaz bence. Ben bu
işi yapacağım demek gerekli.
Yani siz diyorsunuz ki insanlar üretmeliler ve
bunun için eşit fırsatları kollamalılar. Bu Pazar
sorununu nasıl aşabilirsiniz?
Bazı şeyler de bizim elimizde değil, Avrupa ya mal satmak isterseniz
vergilerden dolayı malın fiyatı artıyor. Buradaki
bir malın fiyatı 20 iken orada 50 ye çıkıyor. Benim
amacım kolaya kaçmak gibi görünse de hediyelik eşya
satan yerlere malımı birilerinin ulaştırması.
Pazarlama konusu uzman kişilerin yapabileceği bir iş
aslında. Toptan verebilirim ilgilenen kişilere yada
sürekli yapıp satabileceğim bir yerde de işimi
sürdürebilirim. Aslında öğretmenim yapıp Anadolu
Medeniyetleri müzesine satıyor. Oradan turistlere
ulaşılabilinir mesela.
Biz size çok teşekkür ederiz. Önünüzdeki tüm
engelleri aşabileceğinizi umuyoruz. Size kolaylıklar
diliyoruz.
Ben de çok teşekkür ederim, bana böyle bir fırsat verdiğiniz için. Hem
sizinle tanışmış oldum hem de bebeklerimi
ilgilenebilecek olanlara duyurabilme şansım oldu.
Teşekkürler.
Söyleşi: Ali Ulusoy |