|
kıssadan hisse
Çinliler kendilerine güvenerek Rumlara karşı övündüler:
"Resim sanatında dünyada bizden daha üstünü yoktur" dediler.
Buna
karşılık Rumlar da: "Hayır bu iddianız doğru değildir, biz
mahir kişileriz" dediler.
Bu
iddia adil bir padişahın kulağına gitti. Padişah: "Ben sizi
imtihan edeceğim, bakalım hanginizin dediği doğru" dedi.
Çinliler de Rum diyarının ressamları hazırlandılar. Çinli
ressamlar: "Bize bir oda verilsin, her birimiz burada
hünerlerimizi sergileyelim, işimiz bitince padişah gelip
baksın ve kimin daha üstün olduğuna karar versin" dediler.
Bir
oda perdeyle ortadan ikiye bölünerek bir tarafı Çinli
ressamlara, diğer tarafı Rum ressamlara, çalışmaları için
verildi.
Çinliler padişahtan 100 çeşit boya istediler. Padişah bunun
üzerine hazinesini açtı. Çinlilere her sabah boya dağıtıldı,
onlarda bunlarla çeşitli resimler yaptılar.
Rum
ressamlar ise: "Pas giderilmeden ne boya işe yarar ne de
resim" diye düşündüler. Günlerce duvarın ve zeminin bir
yerlerini kazıyarak cilalayıp durdular. Sonunda her yer
pırıl pırıl oldu. Gök yüzü gibi berrak bir hal aldı.
Belirlenen süre doldu.
İki
tarafın ressamları da yaptıkları işten emin ve verdikleri
emekten dolayı çok sevinçliydiler. Padişaha haber verdiler.
Padişah odaya girip önce Çinli ressamların resim yapıp
süsledikleri tarafı gördü, bütün yapılanlar fevkalade
işlerdi. Çinli ressamların yaptıklarını beğenerek taktir
eden padişah Rum ressamların eserlerini görmek istedi.
Ressamların birbirlerinin çalışmalarını görmelerine önleyen
perde kaldırıldı. Çinli ressamların yaptıkları resimler
karşı tarafa yansıdı ve Rumların odası Çinlilerin odasından
bin kat daha güzel oldu. Böylece Rum ressamlar bu sınavı
kazanmış oldular.
sonuç;
Dış alemden yansıtılan İyi, güzel şeylerin bize
ulaşabilmesi için, bilincimizin ve kişisel
özelliklerimizin onları almaya, kabul etmeye uygun
olması, Güzellikleri barındırabilmemiz için önce
güzel-hoş olmayan eski kalıntılarımızdan kurtulmamız,
arınmamız gerekir. Sizce?
“Bütün
Dünya” dergisinden alıntılayan Nurşen GÖRŞEN
|