GENÇ ARKADAŞLARA İŞ ARAMA
VE İŞVERENLER HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ
Kendimizi eğitmek
için zaman, emek ve para harcıyoruz. Zaman ve emek
kendimizden olmakla birlikte bize bunun için ekonomik kaynak
yaratan genellikle ailemiz oluyor.
Kendimizi niçin
eğitmek istiyoruz? Örgün eğitim kurumlarında bilgilenmek,
farkında olmak, geleceğe hazırlanmak, daha iyi bir yaşam
için eğitim alıyoruz. Okullarda neler öğreniyoruz? Bilgi,
bilgi, bilgi. Bize öğretmen olanlardan ya da bizim
öğretmenimiz olması uygun görülenlerden öğreniyoruz ne
öğrenirsek. Metodoloji, sistemi öğreniyoruz. Neyi, nasıl ve
nerede bulacağımızı öğreniyoruz. İleride ne kadarını nerede
kullanacağımızı bilmediğiniz bir çok bilgiyi heybemize
dolduruyoruz.
Okul bitince neler
olacak?
Bir işimiz olmalı.
Oysa ekmek elden, su gölden yaşamak ne güzeldi.
Sorumlulukların daha az, suçlanacak birilerinin her zaman
var olduğu günler geride kalacak. Beğenmediğimizi açık açık
dile getirildiği ama onlardan beklentilerimizin hala
bitmediği ailelerimiz yaşam boyu bize bakacak değiller ya…
Bir işimiz olmalı elbette. Önceden tanımlanmış planlarımızı
gerçekleştirmek için zamanımız olacak. Daha önceden
belirlenmiş amaçları olanlardan bahsediyoruz. Amaçları belli
olmayanlar ise kendilerine amaç belirlemeye çalışarak
geçirecekler.
Toplumun ve
ailelerin beklentileri ise alışageldiklerin tekrarından
başka değil.
-
Yaşadığımız
toplumun bizler için çizmiş olduğu alışıldık yol
haritasına uygun davranışlar
-
Çocuğumuzun
okul yaşantısına tanıklık etmek
-
Bir zamanlar
kendimiz için istediklerimizi çocuklar için de istemek
-
Torun sahibi
olmak, çocuğumuzun evlenmesi
-
Emekli olmak
-
Ölmek
-
Sorunlar,
sorunlar, sorunlar ya da fırsatlar, fırsatlar,
fırsatlar… Tabi neye ve nasıl baktığımıza bağlı her şey.
Gözlerimizin değilse de gözlüklerimizin rengi ile
ilintili.
İş ararkenki
tutumlarımız
Nasıl bir iş
arıyoruz. Çoğunlukla, bol gelirli, fazla sorumluluğu
olmayan, yükselinmesi kolay bir iş olmalı diye yola
çıkıyoruz. Elbette bizi geliştirecek bir iş olmalı.
İş aramayı
bilmiyoruz, işin anlamını bilmiyoruz
-
İlk yıllarda
diplomamızın yetmediğini kabul etmek zorundayız. Evet
okullarda elbette bir şeyler öğrendik ama
öğrendiklerimizi yaşama transfer etme zamanı geldi. Not
almak için okullarda aldığımız eğitimin yerini şimdi
tamamen farklı şeyler gündemde. Evet artık not
almayacağız ama kendimizi sınayacağımız ya da bizi
sürekli sınatacak olan bir ortama doğru gittiğimizin
farkına varacağız.
-
Kendimizle
danışmanlar, ustalar bulmak… Yapacağımız en akıllıca şey
bu. Daha önceki öğretmenlerimizi seçme şansımız yoktu,
şimdi ise görev bize düşüyor büyük ölçüde. Daha iyi
danışmanlar, öğretmenler, ustalar bularak kendimizi
sürekli geliştirmek zorundayız. Herkesten öğrenecek bir
şey olduğunu kabul etmek, bakış açımızı geliştirmek için
kendimize verebileceğimiz önemli armağanlardandır.
-
Ufak bir çıkar
için işyerimizi, işverenlerimizi, arkadaşlarımızı
satmamak gerektiğini öğrenmiş olmalıyız. Erdemli,
sabırlı, azimli birisinin işi yaşam boyu daha kolay
olacaktır. Kendimizi işin sahibi olarak görebilmek,
işyerinde diğerlerini anlama becerisini gösterebilmemiz
gerekir.
-
Uzun vadeli
düşünmek gerektiğini öğreniyoruz. Yaşa bir yüz metre
yarışı değil, bizim için sonu belli olan bir maratondur.
-
İşveren varken
de yokken de iş ahlakına uygun davranabilmek
-
Özür dilemeyi
ve teşekkür etmeyi becerebilmek
İşverenler
hakkında bilmememiz gerekenler
-
İşveren
rakibimiz, düşmanımız değildir
-
İşverene
önyargıyla yaklaşmak, kendi güvensizliğimizi yansıtıyor
olabilir
-
İşveren de bir
insandır
-
Motivasyona
ihtiyacı olan sadece çalışanlar değildir
-
İkinci adam
olmayı arzulayan birisini işveren daha çok sever
-
İşverenden
alınması gereken sadece para değildir
-
İşyerimiz ve
işimiz bizim onurumuzdur
-
İşveren her
zaman az para isteyeni sever diye bir kural yoktur.
Kazandıran ve hareketliliğini isteyene saygı duyar
-
İşverenin de
eğitime ihtiyacı vardır
-
İşveren de
hata yapabilir
Kendimize sormamız
gereken sorular?
-
Bir işveren
olsaydınız kendinizi işe alır mıydınız? Hangi
özelliklerinize bunu söylüyorsunuz. İşverenlerin
diplomaya ihtiyaçları genelde yok, onlar bilgiye,
işbirliğine, çalışmaya ihtiyaçları var. Elbette siz her
koşulda önemlisinizdir, bunu tartışacak değiliz.
-
İşyerinde siz
olmasanız yokluğunuz hissedilir mi? Varlığı ile yokluğu
fark etmeyen kişilerden olmak çok acı olsa gerek.
-
Yaptığınız işi
yarım yamalak mı yoksa hakkını vererek dört dörtlük mü
yapıyorsunuz?
-
İşverene
ortaklık teklif edecek kadar kendinizi geliştirebildiniz
mi?
-
Zor günler
geldiğinde ya da zorluklarda hemen kaçanlardan mı
olacaksınız?
-
Çalışıyorsanız
işveren niçin sizi işte tutmalı? Çalışmıyor, bir işe
yeni başlayacaksanız işveren sizi neden işi almalı?
İş aramayı
bilmeyenler, iş yapmayı da bilmezler. İş aramayı gereği gibi
yapmayanlar, kendilerine verilen işi de gereği gibi
yapamayacak olanlardır. Kendini içinde bulunduğu toplulukta
ve ortamda geliştirmek gibi kaygısı olmayanlar işyerlerinde
de vazgeçilmez olamayacaklardır. Öyleyse ne yapmalı? SEÇİM
SİZİN!
25 Ocak 2005
Av. Ali Ulusoy
aliulusoy@happykids.com.tr
Bu yazı ROTA
TÜRKİYE - İş Dünyası Stratejileri Dergisi Şubat - Mart 2006
sayısında 18. sayfasında yayınlanmıştır.