ANA SAYFA

DÜŞÜNCE ATÖLYESİ
 

 


 

YORUM DEFTERİ

YORUMLARINIZI, ÖNERİLERİNİZİ
BEKLİYORUZ..

 

 

 

 

 

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 1

 

hani on günlüğüne ölsem diyordun. ölmedin ama istediğin sürenin sonuna geldin. bir gün daha bekleyebilirsin değil mi aslanım?

'Sanatçılar kendi başlarına yaban yaşamlarına devam etmek ve bu özgür yaşamın gereği olarak ölmek durumundadırlar' Özdemir Erdoğan

***

kimse

yalnız kalmak istemez.

Çünkü zaten

herkes yalnızdır.

***

Dün 29 Haziran dı.

Yeni bir yaşama, yeni bir serüvene doğru yeniden bir yolculuk başlıyor. Kalbime uslu olmasını öğretmeye çalışacağım, kalbime dinlenmesini.

Kalbime sadece kalple değil beyinle de iletişim kurmasını becerene kadar ceza veriyorum.

İçten içe yanmaya devam etsin, becerebilirse soğusun. Beceremezse kendini bitirinceye kadar yansın.

Bugün 22 Temmuz.

***

az sonra çıkıp gelecekmişsin gibi. Önce ayakkabılarının sesi gelecek. Sessiz, acemi, masum. Geleceksin ve kapı aralığından kaldırıp başını bana bakacaksın.

gözgöze geleceğiz. Kimbilir belki kızgın, belki sevecen, belki ürkek, belki telaşlı. Belki de kaçıracaksın bakışlarını.

belki gerçekten, belki yalandan. Tiyatromuzda bugün nasıl bir oyun oynanacak ikimiz de bilmiyoruz. Sahnede tiyatromuzun oyuncuları.

gelişin sessiz olmamıştır dünyaya, oysa bana gelişin sessiz olmuştu. Ayrılışın sessiz olacak dünyadan, benden ayrılışın da sessiz olmalı.

Biz aynayı niye seviyorduk küçücüğüm?

***

şair yanıma verirler, önemsemezler önce. oysa şair değilim herkese söylerim.

şiirler okurum, önemsemezler ve gülerler önce.

sonra şair yanımı önemserler ve dinlerler sessizce.

bu şiirlerin kimlere yazıldığını düşünürler ve imrenirler o güzellere. Ve benim şiirim nerde diye ararlar her yerde.

işte ben insanlara kendi şiirlerini dağıtmak üzere buradayım. Ben şiir adamıyım, ben sevi adamıyım.

Yalnızlıklardan yalnızlıklar üretmek değildir benim işim. Ben yalnızlıklardan umut üretir ve dağıtırım.

'Almadan vermek Allah'a mahsustur' derler ya, ben bir alıp on veririm.

İşte onun için sevmezler beni.

***

tüm yanılgılarıma saygı duydum, tüm doğrularıma duyduğum gibi.

tüm düşmanlarıma saygı duydum, tüm dostlarıma duyduğum gibi.

tüm yalnızlıklarıma saygı duydum, tüm kalabalıklarıma duydugum gibi.

anlaşılmaya çalışmadım ille de. çünkü farkındaydım çoğu zaman farklılığımın.

işte bu yüzden farklı olanı seçtim hep, bedelini ödedim, yanılgılarımı sevdim, dürüst düşmanları ve yalnızları.

kimseyi anlamadım, kimsenin de beni anlamadığı gibi.

***

haftanın son günüdür artık. bir hafta daha bitmiştir ömürden.

yarın mutlu olmaya çalışmam ben, bugün mutlu olmak varken.

şiirler okurum ortaya, isteyen kendisine alsın diye.

hafta biter artık, ay biter, yıl biter. ömür biter artık.

ben biterim...

***

ben gidebilir miyim

dedi bana

evet, dedim, gelebilirsin.

biraz gitti.

***

Zamanaşımına Uğramıştır - 2

 

sakla içindeki hayat kıprtılarını. sakla kimseye göstermeden içindeki sevinç kıpırtılarını. gösterme kimselere madem böyle istiyorsun.

ben saklamayacağım ama...

saklamaya çalış birbirimizin kaderi olduğumuzu. yorgun akşamlarda birşeyler diyecektir dinlediğin şarkılar.

içinden sen de tekrarla aşk türkümüzü...

mutluluk aranmadan bulunamaz biliyorsun. kimsenin mutsuzluğu bir başkasına mutluluk olamaz.

gidebiliyorsan git, kaçabiliyorsan kaç.

ne kadar çok söz verilmişti biliyorsun, ne kadar yemin edilmişti. verilip te tutulmayan sözler rahatsız etmiyor seni.

haydi artık saklama sen de hoşuna gittiğini.

***

bütün sırlarını bir bir soyunan kimdi peki? yanlıştı diyerek sıyrılabilir miyiz ömrümüzden?

bilgeliğe doğru yol almak istiyorsun şimdi. blgelik bilmekten geçiyor.

bil öyleyse...

 

bir gün kendin gideceksin kendi ayaklarınla. gerekmez deme, şimdi istersen susabilirsin.

sevmek zenginleşmenin bir yoludur. fakirliğe özenmek niye?

bir gün ben gelirim belki. ellerimi tutarsın. bir gün yazdıklarımı okur ve düzeltmek istersin imla yanlışlarımı.

ben isteyerek böyle yazıyorum. beni düzeltmeye çalışma beni güzelt.

hiç kimselerle paylaşmadığın sırlarını yine paylaş benimle.

gör ne kadar zenginleşeceğiz.

***

anlamaya çalışma, yaşa sadece.

susmaya çalışma konuş istersen.

çey istemiyorum sen gel.

istersen çayınla gel çay bahane.

 

gel beni yenile, gel beni çıkart aydınlığına.

sadece benim ol demiyorum. ben sadece göz hakkımı istiyorum.

 

vereceksin bilirim, helal etmek yoksa.

 

kendini üzmeye çalışma. aldıklarına teşekkür et. verdiklerim senin olsun gönül rahatlığıyla.

alacaksın biliyorum, daha bitmedi vereceklerim.

uçmak istemek ayrı, uçmaya çalışmak ayrıdır.

bekliyorum, şimdilik otuzaltı yıl oldu...

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 3

 

adını koyacağım kitabıma, saklamak yok.

madem ki girdi düşlerime gözlerin, gözlerini koyarım kitabıma.

bir uyumsuzluk resmi çizmeye çalışırsın hep, ben onu da koyacağım kitabıma.

 

senin yazacağın bir kitap olmayacak mı?

sen sadece okunmak için yazılmış bir kitap olamazsın.

seni de değiştireceğim göreceksin.

ömür sayılı günle dolu elimdeki kitabı bitireyim dur da.

tüm dostlarım için, insanlarım için, dünyam için

başlıyorum okumaya

sayfa: 2

***

yalnızlıklarını kaybetmeye korkanların arasında yalnızlığını kaybetmek isteyen bir ben miydim?

şarkılar neler söylüyordu bana, uzaklaşan yıldızları mı?

uçup giden kuşlar mıydı, kelebekler miydi, ömrüm müydü yoksa?

nerede başlamıştı bu öykü, nerede bitecekti hiç bilmiyordum.

kalabalıkların arasında bir yalnız adam umutsuzluklardan umut çıkarmaya çalışan ben miydim?

yoksa ben kendi yolunda yalpalayarak yürüyen ateş böceği miydim? Ben neydim?

***

ben mi çabuk büyüyordum, zaman mı hızlı ilerliyordu?

yanlışlık neredeydi, insanda mı, aklında mı, yüreğinde mi?

güneşi ve yağmuru nerede yakalamıştım, nerede kaybetmiştim bulutu ve rüzgarı...

neydi aradığım yitik zamanlardan sonra, neydi kucaklamaya çalıştığım, ömrüm mü, gündüzüm mü, geçmişim mi, geleceğim mi?

neyi kaybetmiştik geçen günde, sevgiyi mi, bir çocuğun gülüşünü mü, kaygısını mı, bir annenin gizli gözyaşlarını mı?

***

neredeydi sabah, neredeydi güneş, neredeydi çocuğumun oyuncağı?

yırtılıp atılmış eski terlik miydi geçen günler?

yararlı olmak, başarılı olmak, mutlu olmak ve kendi felsefeni bir başlasına doğrulatmak...

herkesin yaşadığı gerçeğin senin için yanlış olması gerekmiyor ki?

kimseler alkışlamazdı seni, olsun sen alkışla.

çık meydana ve yüreğini ortaya koy şimdi.

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 4

 

Büyüme çocuğum sen büyüme. Sen öyle kal, sen büyüdükçe ben bitiyorum, gün bitiyor...

Ben büyümek istemiyorum. Benim varlığım senin küçük kalmanda. Oğlum büyüme korkuyorum.

Ben büyümek istemiyorum anne, çocuğum da büyümesin, sen de kal anne. Gitme...

Zamanı durdurabilseydik keşke, büyüme çocuğum büyüme.

***

Geleceğin bütün çiçekleri bugünün çiçekleri içindedir.

- Çin Özdeyişi -

Aynı türden olan kuşlar beraber uçarlar.

-Robert Burton -

'Ayrılık saati gelince kuşlar uçar giderler. Geride kanatlarından düşen bir tüy parçası kalır. Bu tüy parçası o kadar yumuşaktır ki yürekciğin üzerine ağırlığından büyük baskı yapar'

***

elbette alışacağız, daha önce nasıl alıştıksa. elbette unutmaya çalışacağız kalbimizi yakan ateşi elbette söndürmeye çalışacağız bu yangını...

ama nasıl?

bir boşluğa düşmeden, yavaş yavaş unutmak mümkün mü? mümkün mü şarkıları ve şiirleri dinlerken unutmak bir gönül yoldaşını?

belki zamanla.

elbette, belki de en doğrusu unutmak...

ama nasıl?

***

bir telefon gelse şimdi. çalsa kalbimin umutsuz kapılarını. konuşsa benimle, konuşsa saatlerce... bak işte gitti herkes.

gitti işte bana yalnızlığın senfonisini bırakarak, beni yalnızlığın müziğine bırakarak.

bir zil çalsa şimdi ve koşarak gitsem kapıya. ben geldim, dese. yalnızmışsın, bir büyük sıkıntıdaymışsın dese.. konuşmaya geldim, dese, konuş desem...

anlatsam milyonlarca kez, çocukluğumu anlatsam, ümitsizliğimi anlatsam.

beni bekleyen kadın gelse şimdi... konuş dese... seni dinliyorum dese. seni seviyorum dese. haydi, dese, seni seviyorum. Olsun üzülme, dese, ben sen seviyorum, ben seni seviyorum, dese...

alışırsın dese, üzülme dese, yanındayım dese, olur böyle şeyler, dese...

ben de üzgünüm dese, ama seni seviyorum, dese...

bir telefon gelmese şimdi, ben arasam ve yazdıklarımı okusam...

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 5

haklı olduğumu kanıtlamaya çalışmıyorum. çünkü haklı olmak ya da olmamak değil zaten önemli olan. haksız da olabilirim pekala...

Demokrit 'Ölçüsüz istekler, küçük bir çocuğa yaraşır, büyüğe değil.' diyor.

isteklerin ölçülü ya da ölçüsüz olduğunu neye göre belirleyeceğiz. çünkü bu değerlendirme gerekli, bu değerlendirmeye göre ya büyük olduğumuza ya da küçük olduğumuza karar verilecek.

küçük bir çocuk gibi safça davranabilenler, büyüktür belki de. Büyük olup, küçük bir çocuk gibi istekleri olanlar da 'insan' dırlar.

savunabileceğim bir şeyimin olması bile çok güzel...

'FIRTINA NEREYE ATSA BENİ, ORDA BİR YER VARDIR YAŞANACAK' -Horatius-

***

'Üzüntüler hükmetmesin size. Poul Eluard'ın şiirlerini unutmayın: 'Gece asla tam karanlık değildir. Karanlıklardaki yıldızları görmek te yaşama sevincinin ışığıdır.

Her şeyin kötü olduğu bir dünya gerçeğe aykırıdır.'

Doğan Hızlan

***

kaç defa, kaç yüz defa, kaç bin defa söyledim sana akıllı ol, diye.

sabahın erken saatlerinde kalkan sensin, başkaları değil.

insanlar uykularında yıllardır, uyandırma demedim mi sana?

yıllardır akıllı olduğun söylendi sana, sen de söylerdin belki de. bak işte kurduğun işte nerelerdesin. bak işte gülecekler sana bir kez daha eskiden gülenler. işini sevmen ayrı bir şey, ama kurallarına göre oynamadın mı her şey tepetaklak oluyor.

önce en yakınındakiler terkediyor seni aynaya bakmaya korkuyorsun, gözündeki pırıltılar terkediyor seni. gülücükler terkediyor.

oysa çok yakında bir ışık.

biraz daha derlen, biraz daha toparlan. geçecek işte her sıkıntı. dayan azıcık daha.

yutkun, boğazında düğümlenmesin kelimeler.

bil artık sen yalnızsın ve yeniden başaracaksın...

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 6

 

gırtlağına kadar borca batmış durumda hisseder kendini. durum o kadar da vahim değildir aslında.

ama borçlu hisseder kendini. vadesi yaklaşmaktadır ödeneceklerin.

her gün yeni bir umut arayışı, her gün yeni bir debelenme.

bir Fransız generali başarısız bir darbe girişiminden sonra idamla yargılanmaktadır. 'Yandaşların kimlerdi?' diye sorarlar kendisine.

'eğer', der, 'başarılı olsaydım bütün Fransız Halkı.'

işte başarısızlık günlerinde yandaş bulamamanın sıkıntısı bendeki.

borçluluk eşe-dosta, arkadaşlara, kendine ve çocuklarına.

ödenir elbet, ödenir bir gün bütün borçlar...

ve yeniden başlar yaşamın öğütücü değirmenleri.

şimdilik görünen sis, boran ve fırtınadır.

diner belki zamanla bu can sıkıntısı.

***

'ben artık küsüm, beni de kırdılar, içimden kırdılar' diyordu bir şiirde.

evet ben de artık küsüm ve beni de kırdılar.

yüreğini, kocaman yüreğini koydun orta yere. nelerin pahasına... insanı bir et yığınından çıkarıp, duygularla çiçeklerle süslemeye çalışan seni kırdılar.

gereğinden fazla anlam yüklemeye çalıştın. sendin aslında sevdiğin. bir başkası sadece aynaydı. elbette yanılma konusunda cömerttir aynanın karşısındakiler.

makyaj setleri, bol para harcanmış güzel giysiler ve ustaca yakıştırılmış bir masumiyet..

sadece seni değil, herkesi yanıltır üzülmesadec, diyorlar.

evet kırgınım artık, çünkü içimden kırdılar.

bir şiirin tamamı değil sadece bir sesi bile senin için anlamlıydı. neden peki neden kapıldın şiirsevmezlere, söyle haydi. Haydi susma...

***

yazmıyor işte kalem artık. o da sıkıntıda sanki. bıktı senin dertlerini kağıda dökmekten. bıktı artık seni her gün asık suratla görmekten. bir sorunlar yumağının içinden doğacak ışık halelerini görmeyi özlüyor o da senin gibi.

defterin de sıkıldı artık o da taşıyamıyor bu hüzün kokan ağırlığını.

arkadaşların da sıkıldı artık seni gergin görmekten. onlar da mutsuzlar. çünkü onların da heyecana ihtiyaçları var. onlara sendin ışığı göstermeye çalışan. ve senden de artık ümitli şarkılar dinliyemiyorlar.

şiirlerin de sıkıldı artık. o da haklıydı kendince. ve en çok o haklıydı. o da umut istiyor senden.

eşin de sıkıldı artık. o da haklıydı kendince. ve en çok o haklıydı. o da umut istiyor senden.

bir tek çocukların sıkılmadı. çünkü onlar daha neyin ne olduğunu anlayamıyorlar.

haydi git te iki gün dinlen. başka yerler gör, başka şeyler konuş becerebilirsen...

 

Zamanaşımına Uğramıştır - 7

güzeldi. evey güzeldi. ama en güzel miydi?

bir intiharın arkasından bir kız 'Sesini unutmayın, sesini unutursanız tamamen unutmaya başlarsınız' demişti 1995 te çocuk bayramında.

haklıydı belki de.

görüntü fotoğraflarda ya da video bantlarda tekrar izleme olanağı sağlıyor.

unutmanın bir yolu sesi unutmak mı?

güzeldi doğru ama ne kadar güzeldi. neye ve kime göre güzeldi.

insanı güzel kılan belki kendisi değil, başkalarının ona izafe ettikleri değerdir.

Aşık Veysel 'güzelliğin beş para etmez / bu bendeki aşk olmasa' demiyor muydu?

***

bugün ilk kez benim için için yazılmış bir şiir okundu. Sevin İncegül yazmış:

Şiirdi adam

Şiir gibi mertti

Gözleri şiir gibi bakıyordu

Sözü zaten şiir.

Omuzlarında yalnızlığın şiirini taşıyordu

Gözlerinde şiirin sıcaklığı

Elleri şiir gibi yumuşak

Şiir gibi sertti bakışları...

 

Şiir gibi bir kız sevmişti

Lirik bir şiirdi kızın gözleri

Yüzü masum, sözü masum...

 

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Derdi

Ona göre, böyle bir sevmek görülmemişti.

 

Emperyal otelinde bekliyordu sevdiğini

Vurulmuştu, kanına girilmişti

İtiraz etti...

Sustu...

Kabulümsün dedi...

 

Ne sözler verdi

Ne sözlerden geçti

 

Bir yıldızdı

Bin yıldız oldu, başaklarla konuştu

Kırıldı,

Sustu...

 

Söz olurmuş,

Olsun, dedi, dostum değil misin... Gel !

 

Yaz geldi

Bir demet mor menekşe olsun götüremedi şiir gözlü kıza

Ne haltetsin dostlarının karnı açtı, kıydı menekşe parasına

Hadi içelim dedi, dostu umuda

Düşmanı korku geldi

Kadehini aldı elinden

Kendi hesabını ödemeden gitti...

 

Söz onundu, şiir onun

Ne sözü bitti, ne şiiri...

Geldi, gördü, sevdi, öldü...

Her şiirle yeniden kendine dirildi...

 

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Derdi

Ona göre, böyle bir sevmek görülmemişti...

 

Şiir gözlü bir kız sevmişti

Yine sevecekti belki şiir kokan kadınları

Yine şiir gibi bakacaktı

Dokunacaktı yine şiir gibi

Belki bir demet mor menekşe götürecekti

 

Git başımdan dedi

Seni seviyorum

(Sevil İncegül)

***

Şiirlerimi ciddiye almıyorlar diye düşünüyordu. Şiir çünkü karın doyurmazdı, şiir insanı ısıtamazdı. Şiirlerinin canı cehenneme diyorlardı...

Oysa şiirler onun değildi ki! Onlarca yüzlerce insan yüreklerindekini, beyinlerindekini damıtıp ortaya koymuşlardı. Şiir artık herkesin ortak malıydı.

Ve bir gün, ilk kez kendisi için şiir yazıldı. Kendisi ve belli bir dönemin tanıklığı anlatılıyordu şiirde. Sevindi.

Evet dedi yazılanlara... Yazan Sevin'di. Teşekkürler dedi, ellerine sağlık...

Mor menekşe götürmek istedi, yine karnı açtı dostların. 'Şiir götürürüm ben de' dedi.

İnşallah, dedi, senin de şiirlerini yazarlar, inşallah seni de sevindirirler.

'Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle...'

 

Teşekkürler şair arkadaş. Şiiri metelik etmediği diyarlardan uzak durman dileğiyle...

'Büyük adamlar ateşle oynarlar !'

 

 

Ali Ulusoy, Temmuz - Ağustos  97 - Yeşil Defter'den