A.Y.K: 3
yaşından 103 yaşına kadar bütün çocuklara... Mutlu Çocuk, mutlu birey,
mutlu aile, mutlu toplum... Yani Happy Kids Yaşam Boyu Eğitim-Motivasyon
Merkezi… Ve bu, eğitim faaliyetlerine doymayan merkezin kurucusu, genel
müdürü, Sayın Ali ULUSOY. Bugüne kadar sizinle çok başarılı işlere imza
attık. Birçok üniversite gencinin sevgisini ve saygısını kazandınız. Ali
ULUSOY’u bir de sizden dinleyebilir miyiz?
A.U:
Altı çocuklu ve sadece bir öğretmen maaşıyla
geçinilen bir aileden gelmekteyim. Kardeşlerimden biri hariç hepimiz
yatılı okuduk. Kendimi gösterecek çok büyük meziyetlerim olmadı belki de,
spor – resim gibi konularda başarısızdım. Koşullar beni zorladı, ben de
koşulları zorladım diyebiliriz. On bir yıl devlet memurluğundan sonra bir
işten istifa edip yeni bir hayata başlayabilir mi insan? Eee biraz akıldan
noksan olması lazım değil mi? Evet kim bilir bende de akıl noksanlığı
vardır. Ya da cahil cesareti. Ama yaptığım işi çok seviyorum, ben seçtim.
Kuralları ben koydum, koyuyorum. Acıyı, ateşi ve ihaneti yaşadım ve
yaşıyorum, ama mutluyum. Acı çekerken de, ateşler içinde yanarken de çok
mutluyum. Çünkü herkesin akıllı olduğu yerde birilerinin de aykırı olması
gerekir diye düşünüyorum.
Herkesi
öğretmenim belliyor, herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışıyorsam elbette
gelişmeler güzel oluyor. Birçok üniversite öğrencisinin elinden tutulmaya,
gururlarının okşanmaya, önemli olduklarının kendilerine yinelenmesine
ihtiyacı var… Umutsuzluğu aşılayıp durduk yıllardır toplum olarak,
geleceklerine umutla bakmaları gerekmez miydi? Biz onlara ayna tutuyoruz
sadece. Onlara “Siz de varsınız ve önemlisiniz” diyoruz, onun için
seviyorlardır severlerse… Notla korkutmuyoruz çünkü!
A.Y.K: Siz
aynı zamanda jeoloji mühendisi ve avukatsınız. Bu iki güzel mesleğe
sahipken, sizi eğitimle ilgili çalışmalar yapmaya yönelten nedenler
nelerdi?
A.U: Her iki mesleğimi de yaptım. Her iki
mesleğimin de mesleki örgütünün faal üyesiyim. Gerek teknik gerekse tüm
yaşamı kapsayan hukuk alanında eğitim aldım. Bunlar beni besleyen
yönlerim. Köy Enstitüsü mezunu bir babanın çocuğuyum. Güzel oyuncaklarımız
olamadıysa da kitaplarımız ve ansiklopedilerimiz oldu küçüklüğümüzde
dokunabileceğimiz…
Belki de en
başından eğitim, sosyal bilimler, psikolojik danışmanlık, işletme gibi
dalları seçsem daha iyi olabilirdi. Belki de olmayabilirdi.
Mühendis
olarak çalışırken Kahraman Maraş - Elbistan’da beş çocuğu Anadolu
Lisesi’ne hazırlamıştım ve hepsi de kazanmışlardı. Galiba ben iyi bir
öğrenciydim…
1982 yılında
mühendis olup göreve başlayınca eğitimin daha yeni başladığını
keşfetmiştim sanırım. Bir de baba olunca…
A.Y.K: Okul
Öncesi Eğitime yönelik hizmet serüveniniz nasıl başladı?
1988 yılında
ilk oğlumuz doğdu. Ozan’ın Down sendromlu olduğunu 6 aylıkken öğrendik.
Fark edilen bir şey değil mi aslında doğduktan sonra Down Sendromu? Kim
bilir öyledir ama biz fark etmedik. Hiç bir şey bilmiyorduk ki bu konuda…
Ama öğrendiğimizde her engelli çocuk anne babasının yaşadığı duyguları biz
de yaşadık. Öğrenecek çok şey vardı, paylaşılacak da çok şey…
Ozan’ın daha
iyi eğitim koşullarına kavuşabilmesi ve dar çevre baskılarından kurtulmak
için büyük şehre tayinimizin çıkmasını istedik. Baskı var mıydı
üzerimizde, belki yoktu ama biz öyle hissediyorduk kim bilir… İnsanların
bakışlarından, acımalarından uzaklaşmak gerekli diye düşündük ve Ankara’ya
yerleştik…
A.Y.K: Ali
ULUSOY da bir baba… Ama onun birçok babadan farkı var; engelleri fark
edip, onları aşabilen, fark yaratabilen bir baba… Biraz da içinizin gülen
yüzünden, Ozan’dan bahsedelim…
A.U:
Ozan’ın daha iyi gelişmesi için elimizden
geleni yaptığımızı düşünüyorum. Her yere birlikte gittik küçüklüğünde,
okey taşlarından da, iskambil kâğıtlarından da, gazetelerden de, akla ne
gelirse o materyallerden de yararlandık.
Onun
eğitiminde yararlı olsun diye geliştirmeye başladığımız eğitim programları
bize yeni bir kapı açtı. Oğlumuzun devam ettiği kreşin eğitim müfredatını
alarak bilgisayar programları hazırladım. Çok beğenildi, satıp
satamayacağımı sordular… Neden satmayayım ki… O sıralar avukatlık stajı
nedeniyle işsizdim ve gelirim yoktu. Öğretmenlik yapıp yapamayacağımı
sordular… Neden yapmayayım ki, demek ki onlar yapacağım konusunda fikir
sahibiydiler…
Ozan yaşama
sevinci dolu, varlığı ile insanları gönendiren biri. İlköğretim okulunu
normal okulda ve ‘normal’ çocuklarla bitirdi. Matbaa bölümünde çıraklık
bölümünü bitirdi, çırak ve sonra da kalfalık sınavından geçerek kalfa
oldu.
Duygusal
açıdan bana benzeyen bir çocuk, daha esprili…
A.Y.K: Ali
ULUSOY dendiğinde hiç kuşkusuz ki insanların aklına o harika şiirleriniz
geliyor. Sizi şiirle buluşturan nedir?
A.U:
Yaşam şiirsiz olur mu? Şairlere teşekkür
etmeli bizim adımıza bizim söylemekten çekineceğimiz şeyleri söylemişler
işte… Şiir benim kendimi ifade tarzım sanki. Seviyorum, sevdiklerimle
paylaşıyorum. Onlara şiir armağan ediyorum, hem daha ucuz hem de daha özel
olduğundandır.
Şiirlerde
umut, düş kırıklıkları, yaşam var, ölüm acısı, sevgi, sevgi aranışı,
hayaller, keşke’ler, başkaldırı, insan, paylaşım var… Yani yaşam var…
A.Y.K: Ali
ULUSOY’un bugüne kadar başardıkları, başarmayı hedefledikleri…
A.U:
Kendimle barışık olmayı başardım, iki yabancı
dili konuşabilmeyi, bedeller ödemeyi, öğrenci kalabilmeyi, başkalarının
yetişmesi için ortam sağlayabilmeyi, ben olmayı başardım.
Başarmayı
hedeflediklerim ise, daha çok kişiye ulaşabilmek için günün ekonomik
kaygılarından uzaklaşabilmek…
A.Y.K: Happy
Kids olarak okul öncesi eğitimine yönelik gerçekleştirmeyi planladığınız
çalışmalarınız nelerdir?
A.U:
Özellikle öğretmen adayı arkadaşlarımıza daha
çok ulaşabilmek için seminer çalışmalarını yaygınlaştırmak istiyorum.
Alana emeği geçmiş olan hocalarımızı sağlıklarında anmak, onurlandırmak
gerektiğini biliyorum bunun için planladıklarımız var.
Öğretmenlerimizin daha çok düşünmeye, okumaya ve yazmaya, paylaşmaya
gereksinmeleri olduğunu düşünüyoruz… “Haydi ayağa kalkın!” diyebilmek için
değişik özgün çalışma hazırlıklarımız var.
A.Y.K:
Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdiğiniz “Mutlu ve Fark Yaratan
Eğitimci - Mutlu Anne-Baba Olma Motivasyon” seminerleri birçok eğitimci ve
anne-baba tarafından büyük ilgi görüyor. Sizin seminerlerinizi,
diğerlerinden farklı kılan yanlar nelerdir?
A.U:
Masa başında oturarak, ya da elimizdeki
kâğıttan okuyarak seminer vermediğimizdendir belki. Seminerlerimizde
kendimizi ortaya koyuyoruz ve seminere katılanların kendilerinin de ne
kadar önemli olduklarını onlara hissettirmeye çalışıyoruz.
A.Y.K: Ali
ULUSOY’u, Ali ULUSOY yapan 3 temel özellik nedir?
A.U:
— İyi bir öğrenci
— Duyarlı biri
— Paylaşımcı.
A.Y.K: Happy
Kids Yaşam Boyu Eğitim-Motivasyon Merkezi olarak üniversite gençlerine
yönelik de çeşitli çalışmalar (gönüllü staj, Happy Kids gönüllülüğü vs.)
ve projeler gerçekleştiriyorsunuz. Bize biraz da bunlardan bahseder
misiniz?
A.U:
Yaşam deneyimini okullarda öğretmiyorlar,
Happy Kids’teki gönüllü staja başvuranlara okullarda okutulmayanları
görebilmeleri açısından bir fırsat yaratmaya çalışıyoruz. Hem onların
gelişimlerine katkıda bulunurken hem de kendimizi geliştirdiğimizin
farkındayız. Yurt dışında uygulanan “Working Experience” çalışmasını
ülkemize adapte etmeye çalışıyoruz.
Yaşam bir
proje zaten… Proje bazlı çalışmayı daha önce öğrenmiş olmayı isterdim.
Çocuklara, gençlere, yaşlılara yönelik projeler hazırlıyoruz.
Öğretmenlere, anne babalara, yetişkinlere yeni eğitim olanakları sunmaya
çalışıyoruz. Diğer ülkelerin deneyimlerinden de yararlanmak mümkün
olabiliyor.
A.Y.K: Okul
öncesine yönelik hizmetler sunun biri olarak, Türkiye’deki okul öncesi
eğitiminin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
A.U:
Okulöncesi eğitiminin geleceğini olumlu
gördüğümü söyleyebilirim. Yurtdışındaki birçok ülkede okulöncesi eğitim
kurumlarını ziyaret ettiğimde iyi noktada olduğumuzu gördüm.
Öğretmenlerimizin daha çok özgüvene ve kendilerini geliştirmeye
ihtiyaçları elbette var. Çok fazla akademik personeli olan üniversitelerin
yanı sıra öğretim üyesi yetersiz olan üniversitelerin de olduğunu
görüyoruz. Ancak kendisini geliştirmek isteyene ne çok fırsat var. Önemli
olan sürekli eğitime olan ihtiyacın duyumsanmasıdır. Ülkemizin okulöncesi
eğitiminin parlak geleceğine inanıyorum. Çünkü sizler varsınız…
A.Y.K: Biz
okul öncesi öğretmen adaylarına ve öğretmenlerine mutluluk dolu bir meslek
yaşamı sürebilmemiz için neler önerebilirsiniz? Bizlerden neler
bekliyorsunuz?
A.U:
Keşke hep öğrenci kalsanız diye düşünüyorum.
Başkalarının, meslektaşlarınızın ve meslektaş adaylarınızın gelişimi için
de bir şeyler yapabilseniz… En az üç yabancı dil bilebilseniz… Sizden
kitap, oyun, makale, radyo oyunu, skeç, piyes, anne-babalara yönelik
projeler talep edilmesini beklemeseniz diyorum… Keşke beni de oyuna
alsanız da öğrenciniz olsam diyorum…
A.Y.K: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyoruz.
A.U: Ben teşekkür ederim, çalışmalarınızdaki
başarıların sürmesini dilerim.