ANA SAYFA
ÇOCUKLARA
GENÇLERE
YETİŞKİNLERE
ANA-BABALARA
ENGELLİLERE
PROFESYONELLERE
BAYİLİK-TEMSİLCİLİK
EĞİTİMCİLERİMİZ
BASINDA Happy Kids
DÜŞÜNCE ATÖLYESİ
PROJE SEPETİ
REFERANSLARIMIZ
GELİN TANIŞ OLALIM
YASAL UYARI
GÖNÜLLÜLÜK BAŞVURUSU
OYUN SAYFASI
LİNKLER
İNSAN KAYNAKLARI
SİTE İSTATİSTİKLERİ
İLETİŞİM
Etkinlik Ajandası

Bir sen eksiktin kanser... Hoşgeldin.

 

Ozan'ın kanser günlüğü ve gelen mesajlar... http://happykidstr.spaces.live.com/ adresinde.

   

5.4.2008

 

Kitapların yazdığı

Birilerinin öyküsüdür

Uzmanların tanımladığı…

 

Bir yola düşersin ‘uzun ve ince’

Bilmezsin nerelere çıkacak yolun

Neler karşılayacak seni yaşamda.

 

Müjde verilmiştir, piyango sana vurmuştur

Sevinmeli mi üzülmeli misin bilemezsin

Şaşkın şaşkın durakalırsın.

 

Yaşlar dökülür gözlerinden

İyidir dökülmesi hiç olmazsa dışarıya vurumudur duygularının

Ağlayamazsın kimi zaman da düğümlenir boğazında bir şeyler.

 

Nedenini, niçinini ararsın

Bulamazsın elbette yoktur nedeni ve niçini

Bu bir ikramiyedir piyangoda sana çıkmış.

Bilet alıp almadığını bile bilemezsin

Hatırlamazsın ne zaman aldığını da.

 

Kaygılar, şaşmalar, korkmalar, utanmalar

Üzülmeler, kızgınlıklar, bir şeyler demeler

Bir şeyleri diyememeler vardır artık.

 

Dünyaya bir armağan gelmiştir senden

Daha önceleri başkasına da gelmiş,

Daha sonra başkalarına da gelecek…

 

Kendi gerçeğinle yaşam sürmektedir,

Anana babana mı nasıl diyeceksin

Eşine dostuna mı?

 

Belki de Temmuzdur öğrendiğinde

Şiir olsun diye, şiirin adı olsun diye,

Ozan olsun diye adlandırmışsındır.

 

‘Bir oğlum olacak adı Temmuz,

korkusuz mu korkusuz,

beter mi beter…

Ben beynimi satarak yaşıyorum,

O benden de proleter’

Demiş ya Hasan Hüseyin.

 

Sen de bir Temmuz’da öğrenirsin,

İyice kar yağışlı bir Ocak’ta doğan oğluna

Damga vurulmuştur artık…

 

Küçük bir yerleşim biriminde

Küçücük ellerinle dünyanı genişletme çabasındayken

Minicik bir el dokunur ellerine…

 

Bilirsin sana bağlıdır geleceği

Umudunu yitirmezsen O da umut olacaktır,

Salar kendini teslim olursan çözümsüzlüğe,

Çözümsüzlüğün olacaktır O da.

 

Hem geçmişe hem de geleceğe yönelik

Sorular büyütürsün içinde…

 

Kızmalı birilerine yoksa geçmez günler…

Doktora kızmalı önce görmedi mi

Bilmedi mi, söylemedi mi diye.

 

Söylemiştim, der doktor…

Söylemiştir belki de,

Duymaya hazır olmadığın ya da

Kendine konduramadığın için…

Başka doktorlara da sormalı belki de

Büyük kentlerin büyük hastanelerine gitmeli

Oradaki doktorlardan medet ummalı.

 

Koskoca üniversitenin koskoca doktorları,

Daha iyi bilirler elbet bir taşra doktorundan,

Ama bir de insanca yaklaşmasını bir bilseler…

 

Kanlar alınır örnek olsun diye

Minicik parmaklarından ve topuğundan

Ağlar bebecik, nasıl ağlamasın ki.

 

Doktor uzmanların uzmanıdır, baktı mı anlar…

‘Alın gidin’ der

‘Yapacak bir şey yok.’

 

Annesi koymuştur koca doktorun adını sevimli olsun diye

Herhal kocasından almıştır bal gibi tatlı olsun diye soyadını.

 

İki ay sürer sonuçların alınması

Ve nur gibi zeka engelli bir oğul vardır artık kucağında.

 

Onunla yaşanılacak,

Onunla büyünecek,

Onunla öğrenilecektir yaşam.

 

Erkek çocuklarına babanın babasının adı verilir,

Yaşamda geçmişten geleceğe bir köprü olsun diye.

İki isimli bir erkek çocuk büyür

Uzakta bir ilçede bir kamu lojmanında.

 

Bebeğin dünyaya bakışı gülümsemelerledir,

Büyüme çabasında…

Mamalarla beslenmeli çocuk,

Aç kalmamalı,

Uyumazsa kundakta sallanmalıdır.

 

‘Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende’ denilmeli

çünkü şairin dediği gibi,

“onun yolunu gözlüyor” pek çok şey…

 

O’nun yolunu gözlüyordur belki de başkent,

Başkente gidilmelidir bir yolunu bulup.

 

Belki yeni fırsatlar sunar büyük şehir,

Yeni olanaklar,

Eğitim fırsatları.

Mademki bu küçük yerde,

Herkes birbirini tanır,

Belki de acırlar içlerinden.

 

Herkesin birbirini tanımadığı bir şehir,

Daha kolay olur belki.

 

Seksensekiz’de başlayan yolculuk,

Seksendokuz’da Ankara’ya ulaşır…

 

‘Ankara Ankara güzel Ankara

Senden medet umar, her bahtı kara.

 

‘Her çocuk büyür’

doğru dünyaya gelen her çocuk büyür.

Ama nasıl?

 

 

( Bundan sonrası Ankara’da geçti. Ozan’ın web sayfalarında, ozan ile ilgili web sayfalarında gerisi var. )

 

 

 

5.6.2008

BİR DE KANSER ÇIKTI KARŞIMIZA…

 

 

Herhalde bazıları,

Daha çok acı çeksin diye midir nedir,

Bir acıdan diğerine

Bir şoktan ötekine

Sıçratıyor yaşam.

 

 Normal bir insanın beklenen ömrü yetmiş iki, yetmiş üçken…

Sen mecburen razı olursun

Elli beş yıl beklenen bir ömre sahip olmasına çocuğunun.

Bu da yetmezmiş gibi,

'Daha az zamanı var en fazla bu hastalığa yakalananların'

Diye bir ferman çıkarılıyor.

 

Varlığı ile zenginleştiğin

Minicik şeylerden büyük mutluluklar

Çıkaran şairin,

En korkulan hastalığın pençesinde şimdi.

 

‘Yapabileceğim bir şey var mı?’ diyor arkadaşların.

Gerçekten bilmiyorum,

Yapabileceğiniz bir şey var mı?

Ya benim yapabileceğim bir şey daha var mı?

Vardır elbette.

‘acılara tutunarak’ yaşanacaktır yine de…

 

Doktorlar yalan söylemiş olsalar keşke,

Diye düşünmüyorsun.

Çünkü bunu daha önce de düşünmüşsündür, yirmi yıl öncesinden.

Güçsüz haklı çıkmıyor, çıkamıyor.

 

Ben senin gözlerinin içine

Nasıl bakacağım a yavru.

 

İkimiz de konuşmayı ne çok severiz

Alışırız değil mi seninle yeni gerçeğe.

Bakalım kim daha fazla ağlayacak

Kapısı kapatılan odalarda.

 

Engellenmiş yaşamımızın üzerine

Yeni bir engel gelmiş şairim.

 

‘elinde makine: Kodak

bir subay resim alacak’

derdi ya ‘Memleketimden İnsan Manzaralarında’

senin de bir makinen var Kodak.

 

Durmadan fotoğraf çek

Kitap bastırma umudunu hiç yitirme

Mutlaka yayınlayacağız söz!

 

Ben artık otobüs duraklarında da ağlıyorum sana yazarken

Annem de babam da yok ki

Sarılarak sarsılarak ağlayabileceğim.

 

Çocuklar kendi kendilerine büyümüyorlar.

 

Kimileri daha çok bedel ödüyor,

hak edip etmediklerinin pek hükmü yok.

 

Gelin birlikte ağlayalım,

Şairin görmediği yerlerde.

 

Biz çok güçlüyüz ya sözümona

Bir kez daha dene bizi,

Bir kez daha yargıla,

Bir kez daha yak…

 

‘Ben bana zulmeyledim ettim günah, nittim neyledim sana ey padişah

Öynünü yeyip seni aç mı kodum, yedim de muhtaç mı kodum? ‘

Yunus Emre

 

Konuşmalı, çocuklarla da konuşmalı.

Madem ki ortak geçmişimiz var

Ve ortak geleceğe yürüyoruz

Sevinçler kadar gözyaşları da

Paylaşılmalı.

 

 

(9 Haziran 2008 Pazartesi günü Ozan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ameliyat olacak, testisleri alınacak.)

 
 

Bir sen eksiktin kanser... Sen OZAN'ın ne yaman bir savaşçı olduğunu bilmiyorsun...

O BİR SAVAŞÇI...

OZAN ULUSOY BİR SAVAŞÇI, KANSERİ DE YENECEK!

OZAN'ın sayfaları

www.happykids.com.tr/engellilere.htm

Ozan'ın kanser günlüğü ve gelen mesajlar... http://happykidstr.spaces.live.com/

Ozan Ulusoy Fan Külüp

www.facebook.com/group.php?gid=19676376777 

 

Tüm zorlukları yeneceksin Ozan...

Bir saat sonra ilk kemoterapi seansına girecek. 7.7.2008

Kemoterapide ilk gün 7.7.2008

Kemoterapide ikinci gün... Saçını kestirdik.. 8.8.2008

 

OZAN'ın sayfası Ozan'ın fotoğrafları,mektupları, yaşam serüveni (Ali Ulusoy tarafından hazırlanmıştır)

 

Ozan'ın kanser günlüğü ve gelen mesajlar... http://happykidstr.spaces.live.com/

 

Ozan Ulusoy Fan Külüp  (Alper Yusuf Köroğlu tarafından açılmıştır.)

http://www.facebook.com/group.php?gid=19676376777

 

   
  www.happykids.com.tr