5.4.2008
Kitapların yazdığı
Birilerinin öyküsüdür
Uzmanların tanımladığı…
Bir yola düşersin ‘uzun ve ince’
Bilmezsin nerelere çıkacak yolun
Neler karşılayacak seni yaşamda.
Müjde verilmiştir, piyango sana vurmuştur
Sevinmeli mi üzülmeli misin bilemezsin
Şaşkın şaşkın durakalırsın.
Yaşlar dökülür gözlerinden
İyidir dökülmesi hiç olmazsa dışarıya vurumudur
duygularının
Ağlayamazsın kimi zaman da düğümlenir boğazında bir
şeyler.
Nedenini, niçinini ararsın
Bulamazsın elbette yoktur nedeni ve niçini
Bu bir ikramiyedir piyangoda sana çıkmış.
Bilet alıp almadığını bile bilemezsin
Hatırlamazsın ne zaman aldığını da.
Kaygılar, şaşmalar, korkmalar, utanmalar
Üzülmeler, kızgınlıklar, bir şeyler demeler
Bir şeyleri diyememeler vardır artık.
Dünyaya bir armağan gelmiştir senden
Daha önceleri başkasına da gelmiş,
Daha sonra başkalarına da gelecek…
Kendi gerçeğinle yaşam sürmektedir,
Anana babana mı nasıl diyeceksin
Eşine dostuna mı?
Belki de Temmuzdur öğrendiğinde
Şiir olsun diye, şiirin adı olsun diye,
Ozan olsun diye adlandırmışsındır.
‘Bir oğlum olacak adı Temmuz,
korkusuz mu korkusuz,
beter mi beter…
Ben beynimi satarak yaşıyorum,
O
benden de proleter’
Demiş ya Hasan Hüseyin.
Sen de bir Temmuz’da öğrenirsin,
İyice kar yağışlı bir Ocak’ta doğan oğluna
Damga vurulmuştur artık…
Küçük bir yerleşim biriminde
Küçücük ellerinle dünyanı genişletme çabasındayken
Minicik bir el dokunur ellerine…
Bilirsin sana bağlıdır geleceği
Umudunu yitirmezsen O da umut olacaktır,
Salar kendini teslim olursan çözümsüzlüğe,
Çözümsüzlüğün olacaktır O da.
Hem geçmişe hem de geleceğe yönelik
Sorular büyütürsün içinde…
Kızmalı birilerine yoksa geçmez günler…
Doktora kızmalı önce görmedi mi
Bilmedi mi, söylemedi mi diye.
Söylemiştim, der doktor…
Söylemiştir belki de,
Duymaya hazır olmadığın ya da
Kendine konduramadığın için…
Başka doktorlara da sormalı belki de
Büyük kentlerin büyük hastanelerine gitmeli
Oradaki doktorlardan medet ummalı.
Koskoca üniversitenin koskoca doktorları,
Daha iyi bilirler elbet bir taşra doktorundan,
Ama bir de insanca yaklaşmasını bir bilseler…
Kanlar alınır örnek olsun diye
Minicik parmaklarından ve topuğundan
Ağlar bebecik, nasıl ağlamasın ki.
Doktor uzmanların uzmanıdır, baktı mı anlar…
‘Alın gidin’ der
‘Yapacak bir şey yok.’
Annesi koymuştur koca doktorun adını sevimli olsun diye
Herhal kocasından almıştır bal gibi tatlı olsun diye
soyadını.
İki ay sürer sonuçların alınması
Ve nur gibi zeka engelli bir oğul vardır artık
kucağında.
Onunla yaşanılacak,
Onunla büyünecek,
Onunla öğrenilecektir yaşam.
Erkek çocuklarına babanın babasının adı verilir,
Yaşamda geçmişten geleceğe bir köprü olsun diye.
İki isimli bir erkek çocuk büyür
Uzakta bir ilçede bir kamu lojmanında.
Bebeğin dünyaya bakışı gülümsemelerledir,
Büyüme çabasında…
Mamalarla beslenmeli çocuk,
Aç kalmamalı,
Uyumazsa kundakta sallanmalıdır.
‘Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende’ denilmeli
çünkü şairin dediği gibi,
“onun yolunu gözlüyor” pek çok şey…
O’nun yolunu gözlüyordur belki de başkent,
Başkente gidilmelidir bir yolunu bulup.
Belki yeni fırsatlar sunar büyük şehir,
Yeni olanaklar,
Eğitim fırsatları.
Mademki bu küçük yerde,
Herkes birbirini tanır,
Belki de acırlar içlerinden.
Herkesin birbirini tanımadığı bir şehir,
Daha kolay olur belki.
Seksensekiz’de başlayan yolculuk,
Seksendokuz’da Ankara’ya ulaşır…
‘Ankara Ankara güzel Ankara
Senden medet umar, her bahtı kara.
‘Her çocuk büyür’
doğru dünyaya gelen her çocuk büyür.
Ama nasıl?
(
Bundan sonrası Ankara’da geçti. Ozan’ın web
sayfalarında, ozan ile ilgili web sayfalarında gerisi
var. )
5.6.2008
BİR DE KANSER ÇIKTI KARŞIMIZA…
Herhalde bazıları,
Daha çok acı çeksin diye midir nedir,
Bir acıdan diğerine
Bir şoktan ötekine
Sıçratıyor yaşam.
Normal bir insanın beklenen ömrü yetmiş iki, yetmiş
üçken…
Sen mecburen razı olursun
Elli beş yıl beklenen bir ömre sahip olmasına çocuğunun.
Bu da yetmezmiş gibi,
'Daha az
zamanı var en fazla bu hastalığa yakalananların'
Diye bir ferman çıkarılıyor.
Varlığı ile zenginleştiğin
Minicik şeylerden büyük mutluluklar
Çıkaran şairin,
En korkulan hastalığın pençesinde şimdi.
‘Yapabileceğim bir şey var mı?’ diyor arkadaşların.
Gerçekten bilmiyorum,
Yapabileceğiniz bir şey var mı?
Ya benim yapabileceğim bir şey daha var mı?
Vardır elbette.
‘acılara tutunarak’ yaşanacaktır yine de…
Doktorlar yalan söylemiş olsalar keşke,
Diye düşünmüyorsun.
Çünkü bunu daha önce de düşünmüşsündür, yirmi yıl
öncesinden.
Güçsüz haklı çıkmıyor, çıkamıyor.
Ben senin gözlerinin içine
Nasıl bakacağım a yavru.
İkimiz de konuşmayı ne çok severiz
Alışırız değil mi seninle yeni gerçeğe.
Bakalım kim daha fazla ağlayacak
Kapısı kapatılan odalarda.
Engellenmiş yaşamımızın üzerine
Yeni bir engel gelmiş şairim.
‘elinde makine: Kodak
bir subay resim alacak’
derdi ya ‘Memleketimden İnsan Manzaralarında’
senin de bir makinen var Kodak.
Durmadan fotoğraf çek
Kitap bastırma umudunu hiç yitirme
Mutlaka yayınlayacağız söz!
Ben artık otobüs duraklarında da ağlıyorum sana yazarken
Annem de babam da yok ki
Sarılarak sarsılarak ağlayabileceğim.
Çocuklar kendi kendilerine büyümüyorlar.
Kimileri daha çok bedel ödüyor,
hak edip etmediklerinin pek hükmü yok.
Gelin birlikte ağlayalım,
Şairin görmediği yerlerde.
Biz çok güçlüyüz ya sözümona
Bir kez daha dene bizi,
Bir kez daha yargıla,
Bir kez daha yak…
‘Ben bana zulmeyledim ettim günah, nittim neyledim sana
ey padişah
Öynünü yeyip seni aç mı kodum, yedim de muhtaç mı kodum?
‘
Yunus Emre
Konuşmalı, çocuklarla da konuşmalı.
Madem ki ortak geçmişimiz var
Ve ortak geleceğe yürüyoruz
Sevinçler kadar gözyaşları da
Paylaşılmalı.
(9 Haziran 2008 Pazartesi günü Ozan Gazi Üniversitesi
Tıp Fakültesi'nde ameliyat olacak, testisleri alınacak.)