(Neşet Bey
Ozan’ın okuduğu ilköğretim okulunun rehberlik öğretmeni)
(A.U.) –
Neşet Bey merhaba.
(R.Ö) -
Merhaba.
(A.U.) – Neşet Bey rehber öğretmeni olarak Ozan
hakkındaki gözlemlerinizi rica edebilir miyim?
- Tabi. Ozan,
birinci olarak, bizim okulumuzun özellerinden bir tanesi. Bizim için her
zaman özel oldu. Bu özelliğini kendisi yarattı. Çünkü farklı olduğunu,
farklılığını hissettirmeden yaşattı bize. Öğrencilerle ilgili hiçbir
sıkıntı yaşamadık, çünkü Ozan paylaşımını duygularıyla
yaşayan bir
çocuk ve her zaman duygusallığıyla insanları etkileyebiliyor. Arkadaşlarını,
öğretmenlerini bunun haricinde kendi aynı sıkıntıyı
yaşayan çocuklarla
arasındaki farklılığını da gözlemledim. Kendi alanımla ilgili çok iyi
yetiştirilmiş, en azından potansiyelinin en üst seviye-
lerinde dolaşan
bir öğrenci. Doğrusunu söylemek gerekirse sınıf içerisindeki alt grubun
üzerinde bir çocuk. O konuda çok mutlu oluyorum.
Duygularını
şiirlerle veya direk olarak çok rahat açıklayabilen genç diyeyim artık.
Ozan’ı 3. sınıftan itibaren çok iyi tanıyorum ve geçirdi-ği aşamaları
çok rahat gözlemliyorum. Şu andaki hali tam bir gençliğe geçiş aşamasını
yansıtıyor. Bütün ilgileri, yetenekleri veya arkadaşları arasındaki
beklentileri hepsi artık geçliğin
gerekliliğini gösteriyor.
(A.U.) – Ozan’ın çok seviyor herhalde.
-
Evet.
(A.U.) – Sevgi, sevdiği kızlar öğretmenler var mı
?
-
- Evet
bazen bununla ilgili tabi komik anlarda yaşıyoruz. Biraz önce söylediğim
gibi Ozan sevgisini çok doruklarda yaşayan bir çocuk pardon genç.Sevdiği
bir kız arkadaşı var. O kız arkadaşı da çok özel bir insan, aslında yıllardır
Ozan’a hep destek olmuş hep korumuş kız öğrencimiz. Ozan da bu ilgiye
sevgisinin en doruğunda yaşayarak ona cevap verdi. İşe mektuplar yazarak,
şiirler yazarak ona sevgisini sunuyor. Öğretmenine
kendi bakış açısından direk sevdiğini söyleyerek nefret ettiğine
de direk nefretini belirterek ama bu nefret geçici bir nefret . Çünkü öğretmenine
seni sevmiyorum dediği zamanı da biliyorum ama onun hemen akabinde öğretmenim
nasılsınız iyi misiniz? diye hatırını sorduğunu da bilirim. Çünkü
onun düşüncelerine karşı çıktığınızda kendini engellenmiş
hissediyor.Ona karşı bir tepki olarak sevmiyorum ve nefret ediyorum şeklinde
gösteriyor ama içinde asla bir nefret olmayan bir genç.
(A.U.) – Peki hocam Ozan’ın bir mektup öyküsü
var.Şimdi, son günlerde yaşadığı o beni üzen konuda bilgilendirildiniz
ve o olayı anlatır mısınız?
-
- Yeni
gelen Beden Eğitimi Öğretmeni çok genç. Derste Ozan kız arkadaşına
mektup yazıp yollarken yakalıyor ve okuyor.. Ondan sonra öğretmen elinde
kağıtla bana geldi. Ozan kağıda ‘Öğretmenim sizden nefret ediyorum.’
Yazmış. Daha sonra başka bir kağıt gösterdi. ‘Sizi ölüm bekliyor.’
diye. Ben tabi Ozanı çok iyi tanıdığım için kahkahayı patlattım. Öğretmen
endişeli ben ne yapayım, üzerine mi gideyim, konuşayım mı?... Hayır, O
sakinleşir normale döner dedim. Üstüne gitmenize gerek yok. Sonra Ozanla
konuştum neden böyle oldu dedim. ‘İşte öğretmenim, mektup yazıyordum
öğretmenim aldı’ dedi.Ama senin derste yazmaman gerekiyordu, dışarıda
yazıp verebilirdin dedim. ‘Olsun O’da benim özel mektubum okumaması
gerekirdi’ dedi. Yani bu şekilde kendini çok iyi ifade edebilen bir genç.
(A.U.) –Peki Ozan’ın Akademik yaşantısının
yavaş yavaş sonuna geldiğini düşünüyoruz. Sizin bu konudaki düşünceniz
ve bize öneriniz ne olabilir?
-O
konuda sonuna kadar haklısınız. Her şeyi gerçekçi olarak kabullenmek
problemin çözümü için başlangıç oluyor.Bizim için başlangıç aşaması,
biraz önce örneklerle de sınıfın örneklerde sınıfın en alt bölümünde
değil onun bir üstünde yer alıyor
diye söylemiştim. Kendini ifade etmesi, duygularını çok iyi yansıtabilmesi,
konuşmasında küçük bozukluluklar olsa dahi yine konuşma olarak ta ifade
edebilmesi yanında lisede bu düzeydeyken
başarılı olamayacağını biliyorum. İşte bu gerçekçilikle yola çıkmamız
gerekir. Ama Ozanın, örneğin, en çok sevdiği şey, müzik, müzikten çok
hoşlanıyor, şiirden çok hoşlanıyor.. Bu konularda veya sanatın herhangi
bir kolunda, mesela tiyatro olabilir, bu alanla ilgili farklı bir okula,
farklı bir alana yönlendirilmesi gerekiyor. Normal liselerde hem onu tanımayan
bir okula gidecek, çünkü buradaki arkadaşlarından ayrılacak, onu
anlayan, onu dinleyen, onu tanıma fırsatı bulan arkadaşlarından ayrı
kalacak ve kendini çok yabancı bir ortamda hissedecek. Örneğin ben, Ozan
derse girmediğinde, çok fazla abartmadığında, ‘Tamam Ozan, bu senin
kararın, girmeyebilirsin’ dediğim zamanlar oluyordu. Ama lisede buna izin
verilmeyecek. Orada katı kurallar var; en azından on gün geçtiğinde
devamsızlıktan kalıyor. Ve onun için bu duygusal olarak bir
yıkım olacak.. Oysa burada okulu çok seviyor, arkadaşlığı çok seviyor.
Bu ortamdan uzaklaşmak onun için bir yıkım olacak. Bunun için de dediğim
alanda yönlendirmek gerekiyor.
(A.U.) Milli Eğitim Bakanlığı’nın Çıraklık
Eğitimle ilgili bölümünde acaba Ozan’ın yeteneklerine yönelik bir yer
bulabilecek miyiz? Ya da biz mi başlatmak zorunda kalacağız?
-
Şimdi, tabi ki o okulların
buna bakış açıları çok önemli. Turizm Otelcilik olsun, başka okullar
olsun ‘Ozan gibi farklı çocuklar için ne gibi bakış açıları var, ne
gibi prosedürleri var?’ bunları öğrenmek gerekiyor. Bunun içinde görüşmeler
yapmak ve alanı iyi değerlendirmek gerekiyor. İyi taramak gerekiyor. En önemlisi
Ozan’ın yıpranmaması için.
(A.U.) Çıraklık Mesleki Eğitimdeki kursların Ozan
için daha yumuşak bir geçiş sağlayabileceğini düşünüyoruz...
-
Evet, tabi bunun daha yumuşak
bir geçiş sağlayacağı kesin. En azından, şu anda yetenekleri
ve ilgileri tam olarak
belirginleşmedi Ozan’ın. Bunun belirginleşmesi için en azından denemek
gerekir. Farklı kurslar olabilir, faaliyetler olabilir.. Bunun için de bu dönemde,
sekizinci sınıf döneminde bunu tesbit etmek gerekir. Onun için yönlendirmek
mümkün, o okula gittiğinde çok çabuk sıkılabilir. İlgi ve
yeteneklerini test etmezsek çok çabuk sıkılabilir.
(A.U.) Verdiğiniz bilgi ve önerileriniz için gerçekten
çok teşekkür ederim.
27.11.2002