Happy Kids Web Sayfası Ziyaretçi defteri Mesajları

« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderYönetici GirişAna Sayfa
Toplam : 17 mesaj
Sayfalar : 12
     
hanife ergüven 29/01/07 17:25 Email IP:88.234.251.xxx 
sizin siteyi hiç ama hiç sevmiyorum siz ne diye yaptınız bu siteyi hiç bişey yok
     
     
göktürk 18/01/07 09:12 Email Web sayfası IP:88.231.5.xxx 
başarılı bir web sitesi calışması begendim. Eğer uygun görürseniz www.sohbet24.net adresi ile dost site olmak isteriz. İyi calışmalar.
     
     
irem 15/01/07 17:49 Email Web sayfası IP:85.102.47.xxx 
slm.sitenizi cok begendim.daim olması dilegiyle...www.turkcenneti.com ve www.yurtchat.net ailesi.....
     
     
aydın 14/01/07 17:01 Email IP:88.231.176.xxx 
Sayın Ali Bey;
ABC dershanelerinde sizi dinledim çok memnun oldum.Ülkemizin birçok insanı sizin verdiğiniz bilgilere ihtiyacı var,keşke bu tür sunumlar artsa ve anne baba olanlar ,eş olanlar bu bilgileri önceden alsa içinde bulunduğumuz kültürün yanlışlıklarını nesilden nesile aktarmış olmazdık ve farkındalığı artırmış olurduk.Mutlu insan sayısı,akıllı ve sevgi dolu insan sayısı artardı.
Acaba bu çalışmaların çoğalması ve artması için bizler neler yapabiliriz,nasıl katkıda bulunuruz fikir verirseniz sevinirim,saygılar,başarılar. Aydın DEMİR
     
     
nermin 02/11/06 15:53 Web sayfası IP:81.215.12.xxx 
gerçekten güzel bir kaynak güzel bir oluşum başarılar
     
     
deniz 11/10/06 02:48 Email IP:85.104.209.xxx 
lütfen okullarıntarihçesi hakkında bilgi verir misiniz
     
     
eda 28/07/06 20:30 Email IP:88.233.81.xxx 
ben bugün sitenizi geşvettim çok güzel bir site ama ben başka birşey arıyorum ama oda yok ne diye sorarsanız çevre temizleme ile ilgili bir konu araştırıyoruz arkadaşımla ama bu sitede yok ama siteniz çok güzel sadece üyelere degil bizede onun için bide beyendim sitenizi bütün arkadaşlarıma anlattım hemde herkesin geçmiş kandili mübarek olsunbide size bir şey anlatmak istiyorum ama çok uzun sürer onun için boş ver. daha yeni girdim ben bu siteye pek iyi bilmiyorum ama gördüklerimle çok güzelmiş bide bu sitedeki arkadaşlara slm.
     
     
turkan ekmekçi 20/06/06 20:49 Email IP:88.241.111.xxx 
ben sitenizi bugün keşfettim ve ozanın şiirlerine, yazılarına hayran kaldm ve inanılmaz etkilendm.2 yıldır özel eğitim kurslarında psikolojik danışmanlık yapıyorum.dawn sendromlu çocuklarla ilgileniyorum.ozanın şuan neler yaptığını merak ettim.
     
     
beste 18/06/06 20:33 IP:88.226.37.xxx 
arkadaşlar ben bir site kurdum ve adı http://yenidogan125.sitemynet.com/BESTE bu lütfen bu siteye girin
     
     
Nuran 08/06/06 07:57 Email IP:81.213.207.xxx 
Sevgili Ali Hocam öncelikle sizin yorumunuzdan şiirleri dinlemek hemde şu an o kadar dinlendirdi ki beni ağzınıza sağlık.Üstelik siteyi dolaşırken bir telaşımda oldu<güzel bir telaş> Bu güzel paylaşımın daha aktif bir şekilde içerisinde olma isteği.Aynı zamanda yarınlara umudun azaldığı günümüzde ,siteyi dolaşan insanlarında benimle aynı fikirde olduklarını düşünüyorum en azından bir kısmının,<yarınlarda umutta var güzelliklerde var ve biz herbirimiz bu güzelliklerin yolunu açabiliriz>i hissetmek mutluluk verici.Bir gönüllünüz olarak şimdilik kolay gelsin diyeceğim...
     
     
berk 02/06/06 10:57 Email Web sayfası IP:85.97.8.xxx 
Merhaba Ben Sitenizi Ziyaret Ettim Çok Hoş, Ayrıca bilgi paylaşım adına sitenizin Defterine bir şeyler karalamadan geçmek istemedim. Biz Türkiye Genelinden Seviyeli Sohbet Ortamı Hazırlıyoruz Eğer Destek Vermek İsterseniz www.sohbetsevgi.net Adresinden Bize Ulaşabilirsiniz Teşekkürler Başarılarınızın Devamını Dilleriz.
     
     
HALENUR BAL 26/04/06 20:13 Email IP:212.156.189.xxx 
2 MAYIS 2006 SALI
KTÜ MAHMUT GOLOĞLU ODİTORYUMUNDA SAAT:9.00_12.00
GENÇ EĞİTİMCİLER, ÖĞRETMEN ADAYLARI HEPİNİZİ BEKLİYORUZ. FARK YARATAN BİR SEMİNER Mİ İSTİYORSUNUZ? GELİN TANIŞ OLALIM!
     
     
Emine Zaimoğlu 18/04/06 18:47 Email IP:80.71.129.xxx 
Merhaba yaz bilim okulu hakkında bilgi almak için girdiğim bu sitede ogluma faydalı olabilecek bir yaz okulu araştırıyorum bana bu yaz okulunun kaç hafta saatleri ücreti hangi semtte oldugunu mail yoluyla gönderirseniz sevinirim.
     
     
ece seyda 15/04/06 17:48 Email IP:85.98.24.xxx 
hocam szi çok sewdim çok neşelisiniz sitenzde çok güzl olmuş ne mükemmel bi insansınız siz yaaa..
ben nermin mehmet çekiçanadoludan ece :)
     
     
Tolga Tigin Şengür 04/04/06 00:55 Email Web sayfası IP:85.98.23.xxx 

Bundan 8, bilemediniz 10 sene önce bir lisede ya da ortaokulda iki öğrenci kavga etse birbirlerini yaralasa Türkiye ayağa kalkardı. Okul önlerinde, çevresinde gençlere tek tek sigara satanlara kıyasıya karşı çıkan, emniyet güçlerini uyaran, gereğinde kendini ortaya atarak kavga eden büyüklerimiz vardı.
Eğitimi sabah sekiz akşam üstü onbeş saatleri ile sınırlı görmeyen ve liseyi bitirinceye kadar ana babalarımızla birlikte bizleri kollayan, bizleri kardeşi, evladı, bacısı gibi gören öğretmenlerimiz vardı.
Öğrenci olmanın gerektirdiği sorumluluk, davranış ve etik kurallarını okuldanönce ailede, sokakta, sosyal çevrede öğrenen çocuklarımız vardı.Onları bu yaşam biçimini öğrenmeye ve yaşamaya zorlayan, bir nevi sözlü anayasa gibi dayatan bir toplumumuz vardı.
Okula giden çocuğun en ufak bir olumsuzluk teşebbüsü; “Bir de öğrenci olacaksın, öğrenci böyle mi davranır?” türü sözlerle bertaraf edilir, çocuk öğrenci olmayı, “ÖRNEK İNSAN OLMAKLA” bağdaştırarak gelişimini tamamlardı.Televizyon da hayatımıza bu günkü kadar damgasını vurmamıştı. Basınımız aynı değerler bütününü kucaklama ve çocuklarımızın geleceğini şekillendirici haber ve yazılara öncelik verme eğiliminde idi.
Bu gün, her gün gazetelerde, televizyonlarda çocuklarımızın çeteler kurduklarını, birbirlerini kıyasıya dövdüklerini, haraç topladıklarını, bıçakladıklarını, öldürdüklerini okuyoruz. Silah taşıyan gençleri duyuyoruz. Bırakın sigarayı, esrar, eroin, uçucu madde bağımlısı öğrencilerin yaş ortalamasının 9 lara kadar düştüğüne tanık oluyoruz.
Bu bir patlama noktasıdır.Gençliğin feryadıdır! her şeyi bir kenara bırakıp top yekün harekete geçmemizi gerektiren acil durum çağrısıdır.
Son günlerdeki olayların ardından herkes suçlu aramaya, sebep devşirmeye başladı. Herkes iyi bilmelidir ki bu işin suçlusu hepimiziz. Bu işe yol açan sebep’ de toplumsal duyarsızlığımız, vefasızlığımız ve bencilliğimizdir. Resmi ya da sivil bütün unsurlarıyla…
Eğer bizler çok değil 10 yıl önceki duyarlılığımızı muhafaza edebilseydik, çocuklarımızı ve gençlerimizi duygusuz, ruhsuz, ayrıntılarla dolu, müfredatı ezberleme esasına dayalı bir eğitim sistemine mahkum etmeseydik, az da olsa çocuklarımızı, öğrenci olmakla “ÖRNEK İNSAN OLMAK” çizgisinde sabit kılabilseydik bu gün suçlu ve sebep arama makamında olmayacaktık.
Bu sebeple toplum olarak, suçlu ve sebep arama yerine; “Ne Yapabiliriz?” sorusuna cevap aramalıyız diye düşünüyorum. Aydınıyla, düşünürüyle, ilim çevreleriyle bir çok ülkeye nazaran hatırı sayılır bir kültür seviyesine sahip oluşumuzun avantajını kullanarak topyekun bir eğitim, kültür ve sevgi seferberliği başlatmak ve meseleyi kökünden halletmek için geç kalmış sayılmayız.
Değerli Dostlar. Son günlerde ülke gündemini sürekli meşgul eden bu en hassas sorunun çözümüne yönelik olarak birkaç gününüzü almak suretiyle bu konuyu bölümler halinde değerlendirmelerinize sunmak istiyorum. Bu vesile ile şimdiden kıymetli vakitlerinizden çalmak zorunda kaldığım için affınıza sığınıyorum.
Çözüm noktasında çok duyarlı, sistemli, planlı ve kalıcı uygulamalar başlatılmalıdır. Öteden beri uygulanagelmiş yöntemlerin irdelenmesi, masaya yatırılması ve yeni çözüm arayışlarına girişilmesi gerekmektedir. Bu durumu örneklendirecek olursak;
- Okul Önlerinde Güvenlik Güçlerinin Tedbir Alması.
Görünüşte caydırıcı bir unsur gibi görülmekle birlikte, iç bünyedeki şiddet unsurunun okul dışına, ara sokaklara kaymasına yol açar.Güvenlik güçlerinin, okul idareleri, psikolojik danışman öğretmenler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, aileler ve gönüllü vatandaşlar ile birlikte birebir tespit yaparak her okul çevresinde veri tabanı oluşturmaları, öğrencilerle birebir irtibat kurmaları, olayların ardındaki kişi ve topluluklara ulaşıp onların öğrencilerle irtibatını kesmek için çaba sarfetmeleri kalıcı çözüm için bir başlangıç teşkil edecektir.
- Öğrencilere Konferanslar, Seminerler Verilmesi, Filmler İzletilmesi.
Bu tür konferanslar ve seminerler bu güne kadar, hatalı uygulamalar sonucu ya sıkıcı ve bir an önce bitmesi beklenen uzun sunumlar ya da izletilen yayınlarla farkında olmadan bilinç altında çocukları özendirici etkiye sebep olan materyallere dönüşmüştür. Geçici olarak olumlu gözükse de pratikte öğrenciye kazandıracakları oldukça sınırlıdır. Konferans ve seminerlerin, öğretmenlerin ve ilgili kişilerin gözetiminde öğrenciler tarafından hazırlanması, kendi sorunlarına çözümler üretme, sosyal hayata etkin olarak katılma açısından daha olumlu sonular alınmasını sağlayacaktır. Ayrıca çocukların kendi yaşıtlarının girişimleri ile güdülenmesi ve bir nevi rekabet halinde olumsuzdan olumluya doğru bir iletişim başlamasına vesile olacaktır.
- Ailelere Konferanslar Verilmesi, Eğitim Programları Düzenlenmesi.
Bir önceki maddedeki gibi, ailelerin %60’ ının yoğun iş ve gücünü bahane ederek öngörülen etkinliklere katılmaması, katılanlarında ilgisiz kalması sonucunu doğuracaktır. Bu süreçte ailelerin birebir evlerinde, işyerlerinde ziyaret edilmesi, çocukların eğitim, rehabilite ve yetişmesinde görev ve sorumluluk yüklenmesi çok daha verimli sonuçlar doğuracaktır. Çocukların ve gençlerin kendi derneklerini kurması, kurumlar nezdinde sorunlarına çözüm aramalarının sağlanması, özgüvenlerinin arttırılması, enerjilerinin yasal yollarla harcama eğilimlerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
- Basın ve Yayın Organlarında Eğitime Yönelik Yayınlar Yapılması ve Kötü Alışkanlıklar, Zararlı Eğilimler Hakkında Bilgilendirme Yapılması.
Çocukların ve gençlerin eğitimi, rehabilitesi, kötü alışkanlıklara ve eğilimlerine karşı tedbir alınması noktasında; yapılan etkinliğin teşhirinden çok içeriğin yansıtılması basın mensuplarının vicdanında kural haline gelmelidir. Bu suretle bir takım istismarların önüne geçilmesi de sağlanmış olacaktır. Belki geçici bir süre günü birlik flaş haberlerin, eğitim, rehabilite ve tedbirler noktasında önü kesilmiş olacaktır.Ama bu kadarcık bir fedakarlık, toplum vicdanına geleceğimizin aynası, temeli olan çocuklarımızın ve gençlerimizle ilgili kalıcı çözümlerin yerleşmesine vesile olacaktır.
Örneğin bir okulda düzenlenen konferansın yayınlanması ve boy boy resimlerin çekilmesi kamu oyunda ne ifade eder? Zihinlerde ne kadar yer kaplar? Sıradan bir düğün ya da törenin uyandırdığı ilgiden ne farkı vardır? Ancak bir çocuğun hayatının kurtarılması için yapılan planlamalar ve rehabilite süreci, bütün katkı sahibi kişi ve kurumlarla birlikte yazılı ve görsel iletişim organlarında mercek altına alınsa ve uzmanlarca incelenip defaatle geri bildirimlere dönüştürülse ve bu şekilde kamuoyuna sunulsa; halkımızın sadece bu çalışmadan alacağı ders yıllar boyu unutulmaz.
- Üniversite Çevrelerinin Sorunun Çözümüne İlişkin Tezler Hazırlamaları, Lise ve Ortaokullarda Ders Kitaplarına Konu ile İlgili Dersler Konması.
Sorunun çözümünde bir nebze katkı sağlasa da bu girişime ek olarak, üniversite öğrencilerinin; gönüllülük esası, dönem ödevi, tez ödevi gibi vesilelerle sosyal sorunlara ve çözüm arayışlarına yönlendirilmeleri, üniversiteler arası iletişimin maksimum düzeye çıkarılması, gerek öğretim üyesi, gerekse öğrencilerin platformlar oluşturmaları kalıcı çözümler için hayati önem taşımaktadır. Tarafımızca Türkiye Eğitim ve Sevgi Seferberliği Projesinde “Her Üniversite Öğrencisine Bir Çocuk” projesinde öngörüldüğü gibi gençlik etkin bir şekilde araştırmaya yönlendirilmelidir.
Sonuç Olarak;
Kişisel benliklerimizden başlayarak, kurumsal benliklerimize kadar sorunun çözümü uğruna bir takım fedakarlıklarda bulunmadıkça ilerleme kaydedemeyiz.Sadece çözüme odaklanarak; yardan, anadan, serden geçmek ilk sınavımız olmalıdır.
Daha hayatının ilkbaharında toprağa düşen körpecik fidanların damarlarından akacak ilk damla yüreklerimizi delip geçmedikçe hepimiz koskoca birer yalancıyız!
Yine; yarınlara aday, geleceğe yürümekte olan küçücük ellere vurulan kelepçenin soğuk demirini kendi bileklerimizde hissetmedikçe hepimiz koskoca birer sahtekarız!
Ve en can alıcı nokta; bu milletin bir ferdi olarak,karanlık sokaklarda kaybolan her çocuğu kendi çocuğumuzmuş gibi hayal edip; “Evladına, ailesine kendini siper etmeyen ata, baba nağmerttir” düsturuyla dertlenmediğimiz müddetçe hepimiz suçluyuz!
Vatan tüm fertleriyle ana, bacı, kardeş olmuş insanların oluşturduğu devasa bir ailedir.Aile olmanın gereği bir vücudun organları gibi dertlere, acılara ortak olmak ve hep birlikte problemin çözümüne katkıda bulunmaktır.
Bizler de babayız, anayız; bizlerin de vatanı, evladı, kardeşi, bacısı bu ülkedir! Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış TÜRKİYEDİR.
Sevgilerimle…
Tolga Tigin Şengür
     

« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderYönetici GirişAna Sayfa
Toplam : 17 mesaj
Sayfalar : 12
aSgbookPHP v1.21